18 Eylül 2021 Cumartesi

Potansiyel enerji krizinde yeni perde

Çok çeşitli sebeplerle Avrupa’da enerji fiyatlarında korkunç yükselişler var. Bir süredir yayınlarda aktarmaya çalışıyorum. Bu da son kaleme aldığım yazı

Avrupa için sorun büyümeye devam ediyor.


Sert kışın ardından güçlü sanayi talebi gelince gaz stoku istenilen kadar yapılamadı. Üstüne sıcak havalar ve hane halkının elektrik talebi bindi. Rüzgar esmedi, Norveç arzında da sorunlar yaşanınca ortaya çok sorunlu bir tablo çıktı.


AB’de elektriğin yaklaşık yüzde 40’ı gazdan üretiliyor. Yenilenebilir kaynaklarsa 20 puana yakın katkı veriyor. Ancak kuraklık hidroları vururken, rüzgardan üretimde de sorunlar yaşandı. Zaten uzun süredir kömür karşıtı kampanya sürdüren bölgede buradan da istenilen katkı alınamadı.


Sonuç olarak gazın fiyatı birçok yerde geçtiğimiz yıla göre 8 katına kadar fırladı. Elbette kömüre olan talep arttı. Bakın dünyanın bambaşka bir yerinde, Çin’de kömür fiyatları.

Çin’de termal kömür vadelileri bir ayda yüzde 50’ye yakın zamlandı.

Goldman Sachs’a göre bu çeyrekte kömür fiyatları ikiye katlayacak!


Sonraki çeyrekte düşeceği ümit ediliyor.


İşin en problemli taraflarından biri de gaz stoklarının istenilen seviyede yapılamamış olması. Bu mevsimde stok biriktiren ülkeler aşırı talepten ve arz yoksunluğundan ötürü biriktiremiyorlar. Bu da ister istemez panik alımlarına sebebiyet veriyor.

Bloomberg’den aldığım bu grafikte AB gaz stoklarının son 5 yıllık ortalaması ve en az / en çok seviyeleri var. Kırmızı çizgi ise şu an olduğumuz yer.


Hal böyle olunca AB’nin enerjideki sorunu görüp nükleere yeniden aşık olacağına bahse giriyor birileri. Nükleer olacaksa yakıt ne olacak?


Bildiniz: Uranyum.


Özellikle bir fonun oldukça iştahlı alımları ile birlikte uranyum vadelileri 2012’den bu yana en yüksek seviyeye dayanmış durumda. ABD’de de durum farklı değil. Her yerde fiyatlar kendini ayarlıyor. Doğal gaz vadelileri 5 doları geçti ABD’de.


Yani?


2014 seviyelerine kadar yükseldi.


Birçok kuruma göre Avrupa’da elektrikler kesilebilir. İngiltere’de bir gübre fabrikası üretime ara vermek zorunda kaldı yüksek fiyatlardan ötürü. Çin’de de tüketimin rasyonalize edilmesi gündemde. Örneğin demir & çelik üretiminde kısıtlamalar gelebilir. Halka ucu dayanmasın diye... Yüksek fiyatların günün sonunda topluma etkisi olacak.

Bizde de sanayinin özellikle haberleri iyi takip etmesi gerekiyor. Epeyce sektörde enerji kilit girdi konumunda. Zaten girdi baskıları çok yoğun. Bu gidişat da üstüne tuz biber olacak.


Hane halkı için yapacak bir şey yok zaten. Ne kadarı sübvanse edilir artışların, göreceğiz ancak gaz ve elektrik fiyatları üstünde ciddi yukarı yönlü bir baskı var.


Tam benzemez bize ancak İtalya’da elektriğe yüzde 40 zam konuşuluyor örneğin. İspanya, Fransa gibi ülkeler enerjide vergileri indiriyorlar.


Bir de petrol konusu var tabii. ABD’de fırtına mevsiminin canlılığı, saydığı onlarca sorundan fiyatların faydalanması gibi gerekçelerle Brent petrolün varil fiyatı 76 dolar dayandı.


Sözün kısası, 1-2 çeyreklik bir enerji şokuna karşı siper almak gerekiyor. Alabilenler için elbette...


Kaynak:

https://www.haberturk.com/yazarlar/gokhan-sen/3193376-potansiyel-enerji-krizinde-yeni-perde


14 Eylül 2021 Salı

İşte Türkiye'yi kurtaracak proje!

 Göl ve barajlardaki kurumaya karşı harekete geçen Tarım Bakanlığı “yüzer güneş panelleri” projesini gündemine aldı. Pilot proje yürütülen Burdur Gölü’nde yüzer güneş panellerinin yüzde 54.76 buharlaşmayı azalttığı belirlendi.



Türkiye’nin dört bir yanındaki göl ve barajlardan ardı ardına gelen kuruma haberleri geliyor.Tarım Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ile DSİ de bu durumun önümüzdeki yıllarda hem tarım hem insan hayatını daha da şiddetli vuracağını öngörerek kolları sıvadı. “Burdur Gölü’nde Buharlaşmanın Azaltılması AR-GE Çalışması” kapsamında DSİ, Meteoroloji, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ortak ekip oluşturdu. Bilinçsizce sulama ve drenajın yanı sıra buharlaşmanın da ciddi su kaybına yol açtığını tespit eden yetkililer, dört seçenekli proje hazırladı.


4 HAVUZ OLUŞTURULDU


Milliyet'ten Önder Yılmaz'ın haberine göre, pilot uygulama alanı olarak belirlenen Burdur Gölü’nde 100’er metrekare genişliğinde, 2 metre 20 santimetre derinliğinde dört havuz oluşturuldu. İlki “şahit” havuzu olarak seçildi. İkinci havuza “monolayer” diye tanımlanan, literatürde “palm yağı” olarak geçen, setil alkol, steril alkol ve söndürülmüş kireç karışımı konuldu. Üçüncü havuza siyah plastiklerden yapılan “gölge topları” (shade balls) konuldu. Dördüncü havuza ise yüzer güneş panelleri yerleştirildi. Güneş panellerinin enerji üretimi için de düzenek oluşturuldu. Üç yıl süren çalışmada yapılan hassas ölçümler, buharlaşmanın suyun normal halde bırakıldığı “şahit” havuzuna kıyasla, “monolayer” kimyasalının kullanıldığı havuzda yüzde 10.82, gölge toplarının kullanıldığı havuzda yüzde 67.26 ve yüzer güneş panellerinin bulunduğu havuzda ise yüzde 54.76 oranında engellediği belirlendi.


Gölge toplarının ciddi su tasarrufu sağlamasına rağmen içme suyu kaynağında kullanılması halinde arıtma tesislerinin “A2” standardından “A3” düzeyine çıkarılması zorunluluğu doğurduğu, bunun da ciddi mali kaynak ve yatırım gerektirdiği hesaplandı.


YÜZER GÜNEŞ PANELLERİ


Yüzer güneş panellerine ilişkin incelemede ise organik madde fitalatlarının suya fazla miktarda geçtiği belirlendi. Bu nedenle panellerin içme suyu kaynaklarının yüzeyine kurulmaması gerektiği, sulama suyu veya rekreasyon amaçlı alanlarda kurulmasında ise sakınca olmadığı tespiti yapıldı. Bu amaçla Burdur Gölü’nün 14 kilometrekarelik yüzeyine yönelik fizibilite çalışması yapıldı. Gölün yüzey alanı güneş enerji panelleriyle kaplandığında 5.22 milyon metreküplük buharlaşmayı azalttığı sonucu ortaya çıktı. Enerji üretim düzeneği uygulama hesaplarına göre de yıllık 2.453 gigavatlık elektrik üretimi ve bundan da 2.8 milyar TL’lik gelir hesaplandı.


200 GÖLDE UYGULANABİLİR


Tarım Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Bilal Dikmen, “Buharlaşmayı azaltmada güneş enerji paneli ile gölge topu arasında sadece yüzde 8’lik bir fark var ama harcanan kaynak, parasal olarak gölge topunun bir dönüşü yok. Güneş enerji panellerini koyduğumuz zaman parasal olarak da bir dönüş sağlayıp döngü sağlayacağız. Bunu Enerji Bakanlığımıza bilgi olarak gönderdik ve bakanlığımız üzerinde şu anda çalışıyor” bilgisini verdi.


Bakanlığın uygun bulması halinde; 200 doğal göl, 822 adet baraj ve 507 göletten içme suyu olarak kullanılmayanların üzerine yüzer güneş panelleri kurulacak. Böylece hem su kaybı ve kuraklığın etkisi azaltılacak hem de milyarlarca TL’lik elektrik üretimi sağlanacak.


Kaynak:

https://www.teknolojigundem.com/haber/iste-turkiyeyi-kurtaracak-proje/1601261


Yenilenebilir enerjinin hakim olacağı gelecek yaklaşıyor

 Yenilenebilir enerjinin en büyük sorunu enerji kaynaklarını yeterince büyük ölçekte depolayacak teknolojilerin henüz icat edilmemesi. Ancak muazzam kapasiteli bataryalar için devam eden çalışmalar bu sorunu çözebilir

Son yıllarda, rüzgar ve güneş enerjisi üretim maliyeti önemli ölçüde düştü. Bu durum, ABD Enerji Bakanlığı'nın yenilenebilir enerji kaynaklarının 2050 yılına kadar en hızlı büyüyen ABD enerji kaynağı olacağını öngörmesinin ciddi bir sebebi.


Ancak ABD Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı (NREL) Araştırma Sorumlusu Kerry Rippy’nin MarketWatch’taki yazısına göre, enerji kaynaklarının depolanması halen pahalı bir sorun. Rüzgar tribünleri sadece rüzgar estiğinde, güneş panelleri ise sadece güneşli havalarda tam kapasite çalışabilir. Yenilenebilir enerji yılın her anı mevcut olmaması nedeniyle depolama problemi kafa karıştırmaya devam ediyor.


Rippy özel sektörle ve kamu sektörüyle birlikte yenilenebilir enerji depolama teknolojileri konusunda araştırmalar yapıyor. Rippy NREL’in en son raporunda ise, ABD’nin 2050’ye kadar yenilenebilir enerji depolama kapasitesinin %3000’e kadar artırma potansiyelinin olduğunu belirtiyor.

Rippy bu hedefin gerçek olabilmesi içinse gelişmekte olan batarya teknolojilerine dikkat çekiyor.


Küçük elektronik cihazlar için kullanılan alkali pillerden otomobiller ve dizüstü bilgisayarlar için lityum iyon pillere kadar, birçok insan günlük yaşamlarının neredeyse her alanında batarya kullanıyor. Ancak araştırma sorumlusuna göre bu alanda geliştirilmesi mümkün çok fazla alan var.


10 saat gibi uzun şarj sürelerine sahip yüksek kapasiteli piller gece saatleri için güneş enerjisi depolamak veya elektrikli araçların yelpazesini genişletmek için kullanılabilir. Bugün bunu gerçekleştirebilen az sayıda batarya mevcut. Ancak Rippy bu alanda yapılan yakın dönem çalışmalar sonucu 100 gigavat yük taşıyan bataryaların büyük olasılıkla 2050’ye kadar görüleceğini belirtiyor. Bu miktar ABD’deki Hoover Barajı’nın üretim kapasitesinin 50 katını işaret ediyor.

Bilim insanlarının karşı karşıya olduğu en büyük engellerden biri ise hafif ve güçlü bataryalar üretmek için lityum ve kobalt madenlerine ihtiyaç duyması. Bazı tahminlere göre, 2050'ye kadar dünyadaki lityumun yaklaşık %10'u ve dünyadaki kobalt rezervlerinin tamamına yakını tükenecek.


Ayrıca, dünyadaki kobaltın yaklaşık %70'i uzun zamandır insanlık dışı yaşam şartları olduğu belgelenen koşullar altındaki Kongo'da çıkarılıyor.


Bilim insanları lityum ve kobalt pillerin geri dönüşümü için teknikler geliştirmek ve pilleri diğer malzemeler üzerinden tasarlamak için çalışıyor. Tesla önümüzdeki birkaç yıl içinde kobalt içermeyen piller üretmeyi planlıyor. Diğerleri lityum yerine lityuma çok benzeyen ancak çok daha verimli özelliklere sahip sodyum elementini kullanmayı amaçlamaktadır.


Diğer bir öncelik ise pilleri daha güvenli hale getirmek. İyileştirilen alanlardan birisi de elektrolit. Genellikle sıvı olan bu madde elektrik yükünün pilin negatif elektrodundan pozitif elektorduna doğru akmasını sağlar. Bir pil kullanımdayken, elektrolitteki yüklü parçacıklar, aküden akan elektriğin yükünü dengelemek için hareket eder. Elektrolitler genellikle yanıcı maddeler içerir. Sızıntı yaparsa, pil aşırı ısınabilir ve alev alabilir veya eriyebilir.


Bilim insanlarıysa, pilleri daha sağlam hale getirecek katı elektrolitler geliştiriyorlar. Parçacıkların katı maddelerde hareket etmesi sıvılardan çok daha zordur. Ancak çalışmaların laboratuvar ölçeğindeki sonuçları teşvik edici nitelikte. Rippy’e göre bu pillerin önümüzdeki yıllarda elektrikli araçlarda kullanıma hazır olabilir ve 2026'nın başları bu tip pillerin ticarileştirilmesi için hedef tarihler olarak gösteriliyor.


Katı piller, tüketici elektroniği ve elektrikli araçlar içi çok daha uygun olsa da bilim insanları büyük ölçekli enerji depolama faaliyetleri için akış pilleri adı verilen tamamen sıvı tasarımlara öncelik veriyor. Bu cihazlarda hem elektrolit hem de elektrotlar sıvı halde kalıyor ve söz konusu durum süper hızlı şarja izin verirken ciddi anlamda büyük piller yapmayı da kolaylaştırıyor. Şimdilik, bu sistemler çok pahalı olsa da araştırmalar daha uygun bir üretimin sağlanması için devam ediyor.


Finansgundem.com’un derlediği bilgilere göre bu teknolojilerin geliştirilmesi yenilenebilir enerjinin en önemli problemi olan depolama sorununun tarihe karışmasını sağlayabilir. Doğal kaynakların ucuza depolanabilir hale gelmesi konusundaki gelişmeler küresel enerji pazarını kökünden değiştirebilecek nitelikte.


İklim krizi sorunları nedeniyle bol miktarda karbon salınımı üreten fosil enerji kaynaklarını terk etmek dünya çapında bir yatırım trendine dönüşüyor. Alternatif çevre dostu enerji arayışında olan yatırımcılarsa yenilenebilir enerji alanındaki gelişmeleri dikkatle takip etmeyi sürdürüyor.


Kaynak:

https://www.finansgundem.com/haber/yenilenebilir-enerjinin-hakim-olacagi-gelecek-yaklasiyor/1600485


8 Eylül 2021 Çarşamba

Bakan Dönmez: "Rüzgar ekip enerji biçmeye devam ediyoruz."

 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "2002’de 19 MW olan RES kurulu gücümüz Ağustos’ta 10.000 MW’ı aştı." ifadelerini kullandı.

Bakan Dönmez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:


"Rüzgar ekip enerji biçmeye devam ediyoruz.


2002’de 19 MW olan RES kurulu gücümüz Ağustos’ta 10.000 MW’ı aştı.


Türkiye’nin rüzgarı yerli teknoloji öncülüğünde esmeye devam ediyor."


TÜRKİYE'NİN ENERJİ ÜRETİMİNİN YÜZDE 5'İNİN YEŞİL HİDROJENLE SAĞLANABİLECEĞİ HESAPLANIYOR


Küresel hidrojen üretiminin yüzde 95'i fosil kaynaklardan üretiliyor. Temiz enerji dönüşümü kapsamında, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak üretilen ve karbon emisyonu fosil yakıtlara göre düşük olan hidrojen gibi alternatifler öne çıkıyor.


Türkiye'nin enerji üretiminin yüzde 5'inin yeşil hidrojenle sağlanabileceği hesaplanırken, suyun hidrojen ve oksijene ayrılması olarak tanımlanan elektroliz süreci için en az 36,3 gigavat kurulu elektrik gücüne ve 45,4 milyar dolar seviyesinde yatırıma ihtiyaç duyuluyor.


Yeşil hidrojen, karbonsuzlaşma sürecine önemli katkı sağlayacak


Doğada saf halde bulunmayan hidrojenin doğrudan enerji kaynağı olarak değil, ısı ve elektrik gibi enerji taşıyıcısı olarak tanımlanması gerekiyor. Hidrojen elde edildiği hammadde ve üretiminde kullanılan enerji kaynağı dikkate alınarak farklı renklerle tanımlanıyor. Doğal gaz gibi fosil kaynakların kullanılmasıyla elde edilen gri hidrojen, endüstriyel amaçlarla ve büyük miktarlarda üretiliyor. Her yıl yaklaşık 70-80 milyon ton gri hidrojen kimya sektöründe kullanılıyor. En çok kullanılan bu tür, en fazla karbon emisyonuna sebep olan hidrojen formu olarak değerlendiriliyor.


Mavi hidrojen, gri hidrojen sürecinde ortaya çıkan karbondioksit emisyonlarının tutulması veya biokütle, organik atıklar gibi karbon açısından nötr kaynaklardan üretiliyor. Doğal gazdan karbondioksit emisyonu çıkarılmadan üretilen hidrojen, turkuaz rengiyle ifade ediliyor.


Yeşil hidrojen ise hammaddesi olan suyun elektrolizi için rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir kaynakları kullanan temiz hidrojen türü olarak öne çıkıyor. Karayolu yük taşımacılığı, havacılık, gemicilik, demir ve çelik, petrokimya, alüminyum, çimento ve kireç, doğal gaz sisteminin dönüşümü alanlarında kullanılabilecek yeşil hidrojenin, sanayi sektörünün ihtiyaç duyduğu karbonsuzlaşma sürecine önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Hesaplamalar, yeşil hidrojenin maliyetinin kilogram başına ortalama 2,5 dolar olacağını gösteriyor. Bu kapsamda, elektrolizörün ilk yatırım maliyetlerini düşürecek teknolojideki öğrenimi hızlandırmak, yenilenebilir elektrik maliyetlerindeki düşüşün sürmesi ve verimliliğin artırılması süreçlerini başarıyla tamamlamak gerekiyor.




TÜRKİYE, YERLİ HİDROJEN SANAYİSİ KURMAYI HEDEFLİYOR


Öte yandan Türkiye, enerji stratejisinin yeni hedefleri çerçevesinde yerli hidrojen sanayisinin kurulmasına büyük önem veriyor.


Türkiye'yi yeşil hidrojen alabileceği potansiyel tedarikçiler arasında değerlendiren Almanya ve Rusya, Türkiye'nin elektrik üretim maliyetleri açısından avantajlı, hidrojenin taşınması durumunda ise güvenli alternatifleri olduğuna dikkati çekiyor.


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise daha fazla yenilenebilir enerjiyi sisteme dahil etmek, ısı sektörünü karbon emisyonsuz hale getirmek, yerli kömürden hidrojen üretimi gerçekleştirmek, hidrojen depolama ve tutucusu olarak borun kullanımını artırmak amacıyla hidrojen üretimine önem veriyor. Bu çerçevede, doğal gaz ile hidrojenin karıştırılarak evsel cihazlarda kullanılması amacıyla projelendirilen GAZBİR-GAZMER Temiz Enerji Teknoloji Merkezi'nin nisanda açılması bu alanda önemli bir adım olarak dikkati çekiyor.


DÜNYADA HİDROJEN ÇALIŞMALARI HIZ KAZANIYOR


Ülkeler, hidrojen türüne yönelik teknoloji seçimini, hammadde ve enerji kaynağı olarak kullanılan fosil yakıt kaynakların rezervlerine göre belirliyor.


ABD ve Avrupa'da, doğal gaza dayalı buhar metan reformasyonu büyük pazar payına sahipken, Çin, kömüre dayalı yöntemleri tercih ediyor. AB ülkeleri yeşil hidrojen üretiminde gerekli elektroliz tesislerini kurmak için strateji geliştiriyor. Talep tarafında, rafineriler dahil kimya ve petrokimya sektörleri hidrojen kullanımında en büyük paya sahip alanlar olarak öne çıkıyor.


Hidrojen, organik kimya ürünlerinin üretildiği sektörün yanı sıra daha çok gübre üretiminde amonyak yapı taşı olarak ortaya çıkıyor. Almanya, Avustralya, ABD, Suudi Arabistan, İtalya, Norveç, İspanya, Danimarka gibi ülkelerde endüstriyel amonyak üretiminde hidrojen kullanımı çalışmaları ivme kazanırken, Hollanda'da ise metanol üretiminde yenilenebilir hidrojen kaynaklarının kullanılması çalışmaları devam ediyor.


İsveç, yeşil hidrojenin kullanılmasıyla demir-çelik endüstrisindeki fosil kaynak baskısını azaltmayı hedeflerken, bu alanda kömür yerine hidrojen ve diğer temiz kaynakların kullanılması hedefleniyor.


İngiltere, Dominik Cumhuriyeti ve bazı Avrupa ülkelerinde çimento ve kireç endüstrisinde enerji kaynağı olarak biyokülte ve hidrojenden faydalanılması amaçlanıyor.


Çin ise yıllık 70 bin yon yeşil hidrojen üretmeyi planladığı projeyle 1,9 gigavat güneş, 0,37 gigavat rüzgar enerjisi kapasite kurulumu gerçekleştirmeye hazırlanıyor.



Kaynak: