27 Nisan 2021 Salı

'Güneş ve rüzgar, enerji talebinin 100 katını karşılayabilir'

 Düşünce kuruluşu Carbon Tracker'ın raporunda, son dönemde maliyetlerdeki düşüş sayesinde hızla büyüyen güneş ve rüzgar enerjisinin mevcut teknolojilerle dünya enerji talebinin 100 katını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğu aktarıldı.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Carbon Tracker'ın "Limit Gökyüzü" başlıklı raporuna göre, son 10 yıldır düşen maliyetlere bağlı olarak güneş enerjisi kapasitesi yıllık ortalama yüzde 39, rüzgar enerjisi kapasitesi ise yüzde 17 büyüme gösteriyor. Bu büyüme oranları panel ve türbin maliyetlerini daha fazla düşürecek verimlilik ve geliştirme çalışmalarını da hızlandırıyor.


Geçen yıl ilk kez temiz enerji şirketlerinin halka arzlarından elde edilen gelir fosil yakıt şirketlerinin gerilini geçerken, finans piyasaları temiz enerjideki fırsatların giderek daha fazla farkına varıyor.


Dünya enerji tüketiminin 2019'da 65 bin teravatsaat olduğu ifade edilen rapora göre, sadece güneş enerjisinde mevcut teknolojilerle yıllık 5,8 milyon teravatsaat elektrik üretim potansiyeli bulunuyor. Kara ve deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisinde ise bu rakam yıllık 900 bin teravatsaat olarak hesaplanıyor.


Böylece, güneş ve rüzgar yaklaşık 6,7 milyon teravatsaat elektrik üretim potansiyeliyle dünya enerji talebinin 100 katını karşılayabiliyor. Buna rağmen, güneş enerjisinde şu anda potansiyelin yüzde 0,01'i, rüzgarda ise yüzde 0,16'sı kullanılıyor. Ülkelerin enerji politikaları, bu potansiyelin değerlendirilmesinin önündeki tek zorluk olarak görülüyor.


2050'de elektrik üretiminde fosil yakıtlar tarih olabilir


Rapora göre, yenilenebilir enerjinin ekonomik ve potansiyelinin yüksek olması, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik önem taşıması ve ülkelerin enerji bağımsızlığına katkıda bulunması küresel enerji sektöründe büyük bir değişim sağlıyor.


Şu anda dünyada güneş enerjisi potansiyelinin yüzde 60'ı, rüzgar enerjisinin yüzde 15'i fosil yakıtlara göre daha ekonomik maliyetlerle üretilebiliyor. Güneş enerjisi potansiyelinin tamamı, rüzgar enerjisinin ise yarısından fazlası 2030'da fosil yakıtlardan daha ucuz olacak.


Rapora göre, kömür, petrol ve doğal gazın aksine tükenmez kaynaklar olan rüzgar ve güneş enerjisindeki mevcut büyüme hızı 2030'ların ortasında fosil yakıtları büyük ölçüde elektrik üretim sektörünün dışına çıkaracak.


Güneş ve rüzgar, 2050'de ise fosil kaynakları devre dışı bırakarak ucuz ve temiz teknolojilerle dünya elektrik talebinin tamamını karşılayabilecek.


Afrika, yenilenebilir enerjinin süper gücü olmaya aday


Ülke potansiyeli bakımından "aşırı yüksek", "yüksek", "yeterli" ve "düşük" olmak üzere 4 kategoride inceleme yapılan rapora göre, enerji talebinin en az 1000 katını güneş ve rüzgardan sağlayabilecek Sahra altı Afrika ülkeleri aşırı yüksek potansiyeliyle ilk sırada yer alıyor. Afrika, güneş ve rüzgarda toplam potansiyelin yüzde 39'u ile yenilenebilir enerjide süper güç olmaya aday kıta olarak öne çıkıyor.


Enerji talebinin en az 100 katını bu kaynaklardan karşılayabilecek Avustralya, Şili ve Fas gibi ülkeler "yüksek" kategorisinde, enerji talebinin 10 ila 100 katını güneş ve rüzgardan üretebilecek Çin, Hindistan ve ABD ülkeleri ise "yeterli" kategorisinde yer alıyor. Türkiye'nin de aralarında olduğu bu ülkeler, iç talebinin tamamını söz konusu kaynaklardan karşılayabilmek açısından en önemli kategori olarak öne çıkıyor.


Son kategoride ise Japonya, Kore ve Avrupa'nın büyük bir kısmını oluşturan ülkeler bulunuyor. Bu ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarını en verimli şekilde nasıl kullanabileceklerine ilişkin zorlu politik kararlarla yüzleşmek durumunda kalıyor.


Carbon Tracker enerji analisti ve raporun baş yazarı Kingsmill Bond, rapora ilişkin değerlendirmesinde, sanayi devrimi ile kıyaslanabilecek yeni bir çağa girildiğini belirterek, "Enerji ucuz bir kaynak haline gelerek özellikle düşük gelirli ülkelerdeki milyonlarca insan için erişilebilir olacak. Ülkelerin yüksek fiyatlarla ithal ettikleri kömür, petrol ve doğal gaza bağımlılığı azaldıkça, jeopolitika da dönüşecek. Yenilenebilir enerji iklim krizine karşı mücadele edecek ve gezegeni öldürücü kirlilikten kurtaracak." ifadelerini kullandı.


Düşünce kuruluşu Ember-Climate'in başkanı ve raporun yazarı Harry Benham da dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarının tamamını kullanmasına gerek olmadığına dikkati çekerek, "Fosil yakıtların yerini doldurmak için yenilenebilir kaynakların sadece yüzde 1'i yeterli." değerlendirmesinde bulundu.


19 Nisan 2021 Pazartesi

“Elektrik enerjisine ihtiyaç” ve “yenilebilir enerji”…

 Elektrik üretiminden kaynaklanan sera gazı emisyonları hızla büyüyor…


Ve…


Kömür ve gaz kaynaklı enerji santralleri CO2 emisyonlarının yaklaşık yüzde 95'ini oluşturuyor… Düşük karbonlu nükleer enerji ile hidroelektrik ve diğer yenilenebilir kaynakların kullanımı ise emisyondaki artış hızını yavaşlatıyor…


Karbon ayak izi, küresel ısınma ve çevre ve hava kirliliği ile mücadele bilinci altında, fosil yakıtların kullanımından kaçınan, yenilebilir enerji kaynaklarına yönelen trend bugün artarak devam ediyor…


* * *


Örneğin Almanya…


2000 yılında yüzde 5 seviyesinde olan YE elektrik üretimi, bugün 211 TW kurulu gücü ile ürettiği 550 TWh elektriğin yüzde 46’sını ağırlıklı olarak rüzgar (62.000 MW) ve güneşten (51.000 MW) elde ediyor…


Ve…


2030’da bu oranı yüzde 65’e (Rüzgar 91.000MW, Güneş 100.000 MW) 2050’de ise yüzde 85’e ulaştırmayı hedefliyor...


Almanya’nın pandemiye rağmen, 2020’nin ilk 7 ayında 2 bin 800 MW güneş ve 800 MW rüzgar santralını devreye alması, bu alandaki kararlılığını gösteriyor…


* * *


Türkiye’de ise…


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın koyduğu Milli Enerji Hedefi’nde, enerji talebinin yüzde 100 milli ve yenilebilir kaynaklardan sağlanması hedefleniyor…


Bugün 100 bin MW’ye dayanan Türkiye kurulu gücünün, 2040 yıllarda talebin karşılanabilmesi için asgari 200 bin MW ulaşması gerekiyor…


Bu ek güçün de ağırlıklı olarak güneş, rüzgar, HES, Pompaj Depolamalı HES’ler (PHES) ve nükleer ile karşılanmasının, karbon ayak izini asgariye indirmenin tek yolu olarak görülüyor…


* * *


Ayrıca…


Elektrikli araçların petrol yakıtlı araçların yerini alacak olması;


Isınmada elektriğin yaygın olarak kullanılmaya başlanması;


Elektrik arzının güvenilir ve sürekli olarak sağlanması gibi elektrik talebini artıracak yeni tüketim alanları, enerji arzı güvenliğini de tehdit edecek…


* * *


Ve ayrıca…


Türkiye yıllık yaklaşık 33 bin TEP ham petrol ithalatı yapıyor…


Bugünkü varil fiyatından yaklaşık 14 milyar dolar ödüyor…


Ve yine bugün karayollarımızda 25.3 bin TEP petrol tüketiliyor…


Bunun karşılığı 300 milyar kWh elektrik enerjisine tekabül ediyor…


Bunu yenilebilir kaynaklardan karşılayabileceğimiz biliniyor…


Yani elektrikli araç kullanımına yönelik teşviklerin, ithalat faturamızı 10 milyar dolar düşüreceği, o paranın içeride katma değeri/ekonomik canlılığı/istihdamı/vergi gelirini artıracağı da biliniyor…


* * *


Milli ve yenilebilir enerji üretimi ile elektrik fiyatların asgariye çekilmesi:


Üretici/ihracatçının en önemli maliyet kalemini etkileyeceğinden, yurtdışında rekabetçi olmamızı sağlayacak…


Sanayicinin ayrıca kül, baca gazı, sıcak su gibi atık maliyetlerini de azaltacak…


Yurtiçinde ise enflasyonun düşüşünde katalizör olacaktır…


* * *


Geçtiğimiz 20 yılda enerji kurulu gücünün ikiye katlanması, bugün elektrik enerjisi arz eksikliğinin dolayısı ile elektrik kesintilerinin önünü kapadı...


Önümüzdeki yirmi yılda da aynı performansı göstermemiz gerekiyor…


Bu nedenle, bir enerji santral yatırımının hayata geçirilmesinin lisans, kamulaştırma, inşaat ve tedarik süreçleri dikkate alındığında üretim kaynağına bağlı olarak 3 ila 15 yıl sürdüğünü unutmamamız gerekiyor…


NOTLAR:


AB 2030 yılında sera gazı azaltma hedefini yüzde 32’den yüzde 55’e çıkarttı.


ABD Başkanı Biden göreve gelmesinden saatler sonra Paris Anlaşması'na tekrar katıldı.


IEA Başkanı Dr. Fatih Birol, “Dünyada birçok hükümet hedefler belirliyor. Emisyonları 2050 yılında sıfıra indirme taahhütlerinde bulunuyorlar. Birçok ülke şu anda kullandığımız normal araçların satışını yasakladı ve yakında başka ülkeler de bu yasakları açıklayacak. Bir diğer nokta dünyanın en büyük araba şirketleri, stratejilerinde artık elektrikli arabaya ağırlık veriyor. Yakın bir gelecekte satılan her 2 araçtan 1’i elektrikli olacaktır.”


ABD eski Enerji Bakanı Moniz, “ABD karbonun sosyal maliyetini dikkate alarak tekrar karbon vergisini uygulamaya başladı. Lütfen emniyet kemerlerinizi takın, çünkü, elektrikli araç devrimi çok çok hızlı bir şekilde ilerleyecek.”


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/elektrik-enerjisine-ihtiyac-ve-yenilebilir-enerji/613931


16 Nisan 2021 Cuma

Türkiye, rüzgar yatırımlarında Avrupa'da ilk beşte

 Türkiye, 1 milyar avroyu aşan karasal rüzgar enerjisi yatırımlarıyla 2020'de Avrupa'da en fazla yatırım yapan ülkeler sıralamasında ilk beşte yer aldı.

WindEurope tarafından hazırlanan Rüzgar Enerjisi Finansman ve Yatırım Eğilimleri raporuna göre, geçen yıl Avrupa rüzgar enerjisi sektörüne 42,8 milyar euro yatırım yaptı.


Bu dönemde yatırımların 26,3 milyar eurosu deniz üstü (offshore) projeleri için kullanıldı ve toplam 7,1 gigavat offshore rüzgar enerjisi kapasitesinin kurulumu gerçekleşti.


Karasal rüzgar enerjisi sektörüne yapılan yatırım tutarı geçen yıl 16,5 milyar euroya ulaştı. Söz konusu yatırımla toplamda 12,5 gigavat kapasiteli karasal rüzgar santrali işletmeye alınmış oldu.


Rapora göre, Avrupa'da rüzgar enerjisi yatırımları hala cazip bir alan olmaya devam ediyor. Rüzgar yatırımlarının aynı ilgiyle devam edebilmesi için yeni yatırımlarda Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın dikkate alınması gerekiyor. Ayrıca düşük karbon ekonomisini amaçlayan enerji dönüşümü ilkelerinin benimsenmesi gerekiyor.


Yatırımda Birleşik Krallık lider


Karasal ve offshore projelerinin yer aldığı toplam yatırım sıralamasında, 13,5 milyar euro yatırım tutarıyla Birleşik Krallık geçen yılı lider olarak tamamladı. Hollanda 7,9 milyar euro yatırımla Birleşik Krallık'ın ardından ikinci sırada yer aldı.


Sıralamada, Almanya 2,2 milyar euro yatırımla üçüncü, Fransa ise 1,8 milyar yatırımla dördüncü oldu. Türkiye ise toplam yatırım sıralamasında 5'inci sırada yer aldı.


Birleşik Krallık'ın dahil olmadığı karasal rüzgar enerjisi yatırım sıralamasında ise Türkiye, 1 milyar euroyu geçen karasal rüzgar enerjisi yatırımları sayesinde Avrupa'da 4. sırada yer aldı.


Petrol devleri temiz enerjiye tutundu

 Petrol şirketleri giderek hızlanan temiz enerji dönüşümüne ayak uydurabilmek için arka arkaya yenilenebilir enerji yatırımları yapacaklarını açıklarken, uzmanlara göre bu şirketlerin hayatta kalabilmesi için çağa ayak uydurmaları gerekiyor.

Petrol fiyatlarında son birkaç yıldır devam eden düşüş, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarının güçlenmesi ve finansman kriterlerinin buna göre şekillenmesi, özellikle fosil yakıt şirketlerini dönüşüme mecbur bırakıyor.


Bu dönüşümün son örneklerinden biri, "petrol fonu" olarak da bilinen ve 1,3 trilyon dolarla dünyanın en büyük devlet fonu olan Norveç Varlık Fonu'nun yenilenebilir enerji şirketi Orsted'e ait Hollanda'da bulunan deniz üstü rüzgar enerjisi santralinin yüzde 50 hissesini 1,4 milyar avro karşılığında satın alması oldu. Bu yatırım, 2019'da fosil yakıt yatırımlarını sonlandırma kararı alan fonun temiz enerjideki ilk yatırımı olarak öne çıktı.

Dünyanın en büyük petrol şirketleri arasında yer alan BP, Royal Dutch Shell, Total, Equinor ve Eni temiz enerji dönüşümü kapsamında emisyonlarını düşürmek için iddialı hedefler belirleyen şirketler oldu.


Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın "Petrol Şirketleri ve Enerji Dönüşümü" raporuna göre, BP şu anda 2,5 gigavat seviyesinde olan yenilenebilir enerji kapasitesini 50 gigavata çıkarmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için gereken yatırım miktarının 60 milyar doları bulabileceği hesaplanıyor.


Total 2025'e kadar 35 gigavat yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturmayı planlarken, İtalyan petrol şirketi Eni'nin 2030'a kadar 15 gigavat, 2050'ye kadar ise 55 gigavat temiz enerji kapasitesi hedefi bulunuyor.


Norveçli Equinor yenilenebilir enerjide 2035'e kadar yaklaşık 16 gigavata ulaşmayı, Royal Dutcy Shell ise 2030'a kadar hidrojen dahil temiz enerji teknolojilerine 3 milyar dolar yatırım yapmayı hedefliyor.


Yenilenebilir şirketleri sektörün en büyükleri arasına girdi


ABD merkezi temiz enerji şirketi Next Era'nın piyasa büyüklüğü 150 milyar doları, Enel'in ise 100 milyar doları aştı. Iberdrola ve Orsted'in piyasa büyüklükleri ise 80 milyar dolar seviyesine ulaşırken, bu şirketler enerji sektörünün en büyükleri arasına girdi.


Öte yandan, geçen yıldan beri dünyayı etkisi altına alan yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınını önlemek amacıyla uygulanan kısıtlar, petrol ve kömür talebinde tarihin en büyük düşüşüne neden olurken, yenilenebilir enerji yüzde 2 ile talep büyümesi görülen tek enerji sektörü oldu.


Şirketler "hayatta kalmak" için dönüşüyor


Londra merkezli düşünce kuruluşu Carbon Tracker Yatırım Bölümü Başkanı Henrik Jeppesen, AA muhabirine, küresel GDP'nin yüzde 70'ini oluşturan ülkelerde petrol, doğal gaz ve kömür üretiminin düşüşte olduğunu belirterek, "Birçok ülke ve şirket, 2050 ve 2060 için net sıfır emisyon hedefi açıklıyorlar. Petrol şirketleri hayatta kalmak için yatırımlarını yenilenebilir enerjiye yöneltiyor. Petrol, gaz ve kömür üretimi düşerken, aynı anda yenilenebilir enerji kaynakları giderek daha ucuz ve fosil yakıtlara göre rekabet üstünlüğü sağlayan kaynaklar haline geliyor." diye konuştu.


Jeppesen, yatırımlarını yenilenebilir enerjiye dönüştüren şirketlerin başarılı olup olamayacağının zaman içinde görüleceğini ifade etti.


Total, Equinor, ENI, Repsol, Shell ve BP gibi büyük çaplı yenilenebilir yatırımları açıklayan şirketlerin temiz enerji şirketlerine kıyasla geride kaldığını kaydeden Jeppesen, "Petrol şirketleri aslında hali hazırda sermaye harcamalarının sadece yüzde 1 ila 5'ini oluşturan miktarı yenilenebilir enerjiye yatırırken, harcamalarının yaklaşık yüzde 95'ini petrol ve gaz üretimi oluşturuyor." bilgisini paylaştı.


Avrupalı petrol şirketleri dönüşümde öncü


Carbon Tracker Petrol ve Gaz Analisti Alex Dalman ise düşen petrol ve gaz talebinin bu alandaki birçok yatırımın atıl kalmasına yol açacağını dile getirdi.


Petrol devlerinin enerji dönüşümünün geleneksel iş modelleri için ciddi riskler oluşturduğunun farkına vardığını aktaran Dalman, şunları kaydetti:


"Aynı şekilde, yatırımcılar da petrol ve gaz şirketlerinin büyük finansal kayıplardan kurtulmaları ve temiz enerji alanında faaliyet göstermeleri için baskı oluşturuyor. Buna rağmen, şu anda yenilenebilir enerji dönüşümüne odaklanan ağırlıklı olarak Avrupalı petrol şirketleri fakat onların bile portföylerinde temiz enerji yatırımlarının payı düşük. ABD'li şirketler ise en ucuz petrolü üreterek ve emisyonlarını karbon yutma teknolojileriyle azaltarak daha dirençli olmaya odaklanmış gibi görünüyorlar. Yine de petrol ve gaz şirketleri 5-10 yıl öncesine göre daha tedbirli ve fosil yakıt talebinin azalmaya başladığının giderek daha fazla farkına varıyor."


9 Nisan 2021 Cuma

Türkiye yenilenebilir enerji kapasitesinde dünyada 12. sırada

 Bayraktar, Türkiye'nin, yenilenebilir enerji gücüyle geçen yıl dünyada 12'nci, sıraya yükseldiğini belirterek," YEKDEM'in son 10 yılında sağlanan destek 27 milyar dolar. Bu desteği yatırımcılara karbon emisyonlarını azaltmalarını için sağladık." dedi.

Bayraktar, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) tarafından düzenlenen "İklim Değişikliği ile Mücadele ve Enerji Sektörünün Dönüşümü" başlıklı çevrim içi toplantıda, Türkiye'nin enerji sektöründe son 20 yılda arz güvenliği, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik konusunda büyük başarı elde ettiğini söyledi.


Elektrik kurulu gücünün 100 bin megavata yaklaştığını anımsatan Bayraktar, sektörün yeni bir döneme evrildiğini ve bu dönemde farklı zorlukların ortaya çıkabileceğini ifade etti.


Bayraktar, Türkiye'nin bu dönemde de yeni bir başarı hikayesi yazması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:


"Sektörün yapısına ve dinamizmine baktığımızda bu dönemde yeşil ekonomiye geçişi de başaracağız. Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadele ve arz güvenliğini birlikte götürebilmek için yoğun bir çaba içinde. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansının yeni raporuna göre, Türkiye yenilenebilir enerji kurulu gücüyle geçen yıl İngiltere'yi geçerek dünyada 12'nci, Avrupa'da 5'inci sıraya yükseldi. Bunlar büyük bir mücadele ve milyarlarca dolarlık yatırımla oluyor. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında sadece geçen yıl 6 milyar dolar, yenilenebilir enerjiyi desteklemek için sağladık. YEKDEM'in son 10 yılında sağlanan destek 27 milyar dolar. Bu desteği yatırımcılara karbon emisyonlarını azaltmalarını için sağladık."

 Bayraktar, Türkiye'nin, Paris Anlaşması'nda adil bir şekilde konumlandırılmadığını ve bu hatanın düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi.


Doğal gaz piyasasında dönüşüm yılı


Bayraktar, enerji sektöründeki dönüşüm sürecinde Karadeniz'deki doğal gaz keşfinin önemli bir yer tutacağını belirterek, "Sakarya Gaz Sahası'nda keşfettiğimiz 405 milyar metreküplük doğal gaz ilk olarak 2023'te kullanılmaya başlandıktan sonra Türkiye 2025-2026'da yıllık 15-16 milyar metreküplük kendi doğal gazını kullanabilecek. Burası daha yüksek bir potansiyeli de içinde barındıran bir bölge." diye konuştu.


Türkiye'nin yenilenebilir enerjide daha büyük hedefler gerçekleştirebilmesi için daha esnek şartlarda çalışabilen gaz santrallerine ihtiyacı olduğunu aktaran Bayraktar, "Bugün Türkiye'deki gaz santralleri ciddi bir sıkıntı içindeler. Daha ucuz gaz verebilirsek, bu santraller daha fazla çalışabilecek ve biz daha fazla yenilenebilir kaynağı sisteme sokabileceğiz. Dolayısıyla Türkiye'nin bir gaz devrimiyle hedeflerine ulaşması söz konusu olabilir." değerlendirmesinde bulundu.


Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi Reform Paketi'ndeki doğal gaz piyasasına yönelik hedeflere de değinerek, doğal gaz sektörünün dönüşümüyle ilgili ciddi bir çalışma içinde olduklarını ve 2021'in bu anlamda bir dönüşüm yılı olmasını umduğunu belirtti.


Bu yıl Türkiye'nin uzun vadeli doğal gaz kontratlarının önemli kısmının süresinin dolduğunu anımsatan Bayraktar, "Kontratlar, bu dönüşümün önündeki en önemli engellerden biri. Dolayısıyla, elektrikte yaptığımız gibi doğal gazda da bu yıl bu dönüşümü yapabilirsek, önemli bir aşamayı geçeceğimizi düşünüyorum." ifadelerini kullandı.


"Çözümler yeşil dönüşümle ilerlemeli"


TÜSİAD Başkan Yardımcısı ve Enerji ve Çevre Yuvarlak Masa Başkanı Murat Özyeğin, ekonomide enerji yoğunluğunun azaltılmasında ve karbon emisyonunun asgari seviyeye indirilmesinde etkili araç olarak Türkiye'ye has Emisyon Ticaret Sistemi’nin hayata geçirilmesini önemli bulduklarını dile getirdi.


Özyeğin, böyle bir sistemin özel sektörün yeşil dönüşüm sürecini hızlandıracağını ifade ederek, "Türkiye olarak Akdeniz havzasında yer alıyoruz, bu havza iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri. Bu anlamda çevresel, toplumsal ve ekonomik sorunlar için çözümlerin, yeşil ekonomik dönüşümle ilerlemesi önemli." dedi.


TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Ortamı Yuvarlak Masa Başkanı Fatih Kemal Ebiçlioğlu da sürdürülebilir kalkınma konusunun iş dünyasının dikkate alması gerektiği bir inisiyatif haline dönüştüğünü söyledi.


Ebiçlioğlu, karbon nötr ekonomiye katkı sağlamak için enerji verimliliği yüksek ürünler üretmek noktasında Türk iş dünyasının önemli adımlar attığını kaydetti.


7 Nisan 2021 Çarşamba

Shell 2035'te petrol üretimini yarıya düşürecek

 Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, şirketin ürettiği enerjiler içerisinde petrolün payının azalacağını belirterek, "Shell'in petrol üretimi 2035'e geldiğimizde tahminen şu andaki üretimin yarısına kadar inmiş olacak." dedi

Erdem, Yeşil İş Sürdürülebilir İş Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, artan nüfus ve refah seviyeleriyle teknolojinin gelişiminin enerji talebini hızla artırdığını ve bu talebi sadece mevcut kaynaklarla karşılamanın mümkün olmadığını söyledi.


Shell'in enerji dönüşümü konusundaki ana yaklaşımının "daha fazla ve daha temiz enerji" olduğunu belirterek, 2050 yılında net karbon salımını sıfırlamış bir enerji şirketi olmayı hedeflediklerini ifade etti.


Erdem, Shell'in temiz enerjiler üzerine büyük çalışmaları olduğuna işaret ederek, "2030'da yüzde 20, 2035'te yüzde 45 ve de 2050'de net sıfır emisyona ulaşmış olacağız. Hepimizin gördüğü elektrifikasyon konusunda zincirin bütün değer parçaları içerisinde yenilenebilir enerji ve hidrojen üzerinden yürüyen çalışmalarımız var. Shell'in petrol üretimi bundan 2-3 sene önce peak noktasına geldi ve artık düşüşte. Yani Shell'in ürettiği enerjilerin içerisinde petrolün payının azalacağını göreceğiz. Shell'in petrol üretimi 2035'e geldiğimizde tahminen şu andaki üretimin yarısına kadar inmiş olacak." diye konuştu.


Elektrikli araçların yaygınlaşmasının ise ülkeden ülkeye değişeceğini dile getiren Erdem, "Şu anda Shell'in global olarak elektrik şarj noktaları, istasyonlarımız ve dışında, 60 bine yakın. Ulaşım sağlayabildiğimiz yerlerin sayısı 200 binin üzerinde, 2030 gibi bunun 500 bine yaklaşacağını tahmin ediyoruz." ifadelerini kullandı.


"GSYH başına harcanan enerji miktarının 2023'te en az yüzde 20 azalması hedefleniyor"

Schneider Electric Türkiye, Orta Asya ve Pakistan Bölge Başkanı Bora Tuncer de yeşil politikaların, sosyal ve ekonomik açıdan önemli değişime neden olacağını vurgulayarak, "Bu politikaların işe yaraması ve kabul edilmesi için bu geçiş sürecinde aktif halk katılımı ve güven çok önemli. Ulusal, bölgesel ve yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, endüstriyel kuruluşlar ve tüm kesimlerden vatandaşları bir araya getirmek için yeni bir kolektif bilince ihtiyacımız olduğuna inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.


Tuncer, 2012-2023 Enerji Verimliliği Strateji Belgesi'nde yer alan enerji verimliliğine ilişkin hedefler doğrultusunda 2023 yılı itibarıyla Türkiye'nin gayri safi yurt içi hasılası başına harcanan enerji miktarının en az yüzde 20 azaltılmasının hedeflendiğini anımsattı.


"2021'de dünyanın en sürdürülebilir şirketi unvanı aldık"

Schneider Electric Global Strateji ve Sürdürülebilirlik Başkanı Olivier Blum ise küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında farkındalık yaratmak ve katkı sunmak için tüm şirketler gibi çaba gösterdiklerini belirterek, "Planlamamızı sürdürülebilir kalkınma hedeflerini dikkate alarak yapıyoruz. Biz sürdürülebilir hedefleri 20 yıl öncesinden koyduk, bunun için çalışmaya devam ediyoruz." diye konuştu.


Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen ortak hedefler çerçevesinde tüm şirketlerin ciddi adımlar attığını aktaran Blum, tüm sektör oyuncularının son yıllarda sürdürülebilirlik kavramını dikkate alarak faaliyetlerini sürdürdüklerini anlattı.


Blum, 15 yıldan daha uzun süre önce sürdürülebilirlik için ilk adımı attıklarına dikkati çekerek, "Şirket bünyesinde sürdürülebilirlik kavramının gelişimi için 5 ana başlıkta şirket programı belirledik. Planlamamızı uzun ve kısa dönem olarak sınıfladık. Bu adımların uygulanması sonrası 2021'de dünyanın en sürdürülebilir şirketi unvanı aldık." ifadelerini kullandı.

https://www.bloomberght.com/shell-2035-te-petrol-uretimini-yariya-dusurecek-2278062