26 Ocak 2021 Salı

Rüzgardan elektrik üretiminde rekor kırıldı

 Türkiye'de 24 Ocak'ta üretilen elektriğin yüzde 21,3'ü rüzgar enerjisi santrallerinden karşılandı. Rüzgarın elektrik üretimindeki payı diğer tüm yenilenebilir kaynakların toplamını (yüzde 18,5) geride bıraktı.

Türkiye'nin rüzgar enerjisinden sağladığı elektrik 24 Ocak'ta 166 bin 748 megavatsaatle tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, rüzgarın toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 21,3 oldu.

AA muhabirinin Enerji ve Tabii Kaynaklar verilerinden derlediği bilgilere göre, 24 Ocak Pazar günü Türkiye'de toplamda 783 bin 335 megavatsaat elektrik üretildi.

Bu üretimin yüzde 26'sını doğal gaz santralleri oluştururken, ikinci sırada yüzde 21,3 ile rüzgar enerji santralleri yer aldı. Böylece Türkiye'de rüzgar enerjisinden üretilen elektrik 166 bin 738 megavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Rüzgarın toplam elektrik üretimindeki payı diğer tüm yenilenebilir kaynakların toplamını (yüzde 18,5) geride bıraktı.

Öte yandan, 25 Ocak'ta ise üretilen toplam 901 bin 202 megavatsaatlik elektriğin 163 bin 286 (yüzde 18,1) megavatsaati rüzgar enerjisi santrallerinden karşılandı.

Ayrıca kuraklık nedeniyle hidroelektrik santrallerinin elektrik üretimindeki payının gerilediği söz konusu günde, rüzgar enerjisinden sağlanan yüksek üretim, doğal gaz ve ithal kömür santrallerinin üretimdeki payını düşürdü.

Rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde 153 bin 35 megavatsaatle 25 Kasım'da rekor kırılmıştı. Rüzgarın toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 16,8'e yükselmişti.

Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki kurulu gücü 2020 sonu itibarıyla 9 bin 244 megavata ulaştı.




Türkiye'nin elektrik kurulu gücü 96 bin megavata ulaştı

 Türkiye'nin elektrikteki kurulu gücü yerli ve yenilenebilir kaynaklarla 96 bin megavata ulaştı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin büyüyen ekonomi, sanayi ve nüfusunun artan elektrik ihtiyacını karşılayacak kurulu güç 96 bin megavat oldu.

Bu kapsamda, devreye alınan yerli ve yenilenebilir enerji santrallerinin kurulu güç içindeki payı ise yüzde 63,5 seviyesine yükseldi.

Kurulu güç içindeki en yüksek payı yüzde 32 ile hidrolik alırken, yerli kömür yüzde 12, rüzgar yüzde 9, güneş yüzde 7, jeotermal ve biyokütle yüzde 2'şer paya sahip oldu.

Öte yandan, elektrik iletiminde 2020'de yapılan yoğun yatırım ve bakım çalışmalarıyla arızalar 154 kilovoltluk hatlarda yüzde 55, 400 kilovoltluk hatlarda ise yüzde 63 azaldı.

Ankara'da doğal gaz kullanımının yaygınlaşması hava kalitesini artırdı

 Başkentgaz Genel Müdürü Asım Yüksel, Ankara'nın hava kalitesinin doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla iyileştiğini belirterek, "Doğal gaz kullanımı alternatif yakıtlara göre ısınmada 2 kat, sıcak su ve ocakta ise 5 kat tasarruf sağlıyor." dedi.

Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ (Başkentgaz) Genel Müdürü Asım Yüksel, Kirli Hava ile Savaş Haftası kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, Başkentgaz olarak Ankara'da doğal gaz kullanımını artırmayı hedeflediklerini ifade etti.

Doğal gaz kullanımının alternatif yakıtlara göre ısınmada 2 kat, sıcak su ve ocakta ise 5 kat tasarruf sağladığını vurgulayan Yüksel, şunları kaydetti:

"2020'de yaptığımız 650 kilometre uzunluğundaki yatırımla dağıtım ağımızı 13 bin 250 kilometreye çıkardık. Abone sayımız ise 2 milyon 50 bine ulaştı. Ancak yatırımlara rağmen şebekemizi götürdüğümüz bazı mahallelerde doğal gaz yerine alternatif yakıtların kullanıldığını görüyoruz. Kullanım rahatlığı, can ve mal güvenliği, gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakmak için doğal gaz kullanımını tavsiye ediyoruz."

Yüksel, Ankara'nın tüm ilçelerinde kesintisiz ve güvenli doğal gaz sağladıklarına dikkati çekerek, "Başkentgaz olarak Ankara'ya daha temiz bir çevrede yaşama imkanı sunabilmek için büyük çaba gösteriyoruz." ifadesini kullandı.

"2024 sonuna kadar kömürün kullanım oranını düşürmeyi planlıyoruz"
Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Şube Müdürü Ufuk Akmaz ise Ankara'da hava kirliliğinin nedenlerini belirlemek ve çözüm sunmak amacıyla "Temiz Hava Eylem Planı" hazırladıklarını belirterek, "2024 sonuna kadar ısınma amaçlı kullanılan yakıt türleri içinde kömürün oranını düşürmek ve daha temiz olan doğal gazın kullanımını yaygınlaştırmak için tedbir ve teşviklere devam edilmesini planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Akmaz, Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde belirtilen limit değerlerinin Ankara'da aşılıp aşılmadığını kontrol ederek gerekli önlemlerin alınması için çalışmalar yaptıklarını anlattı.

Bu kapsamda, hava kalitesi izleme istasyonlarındaki anlık verileri topladıklarını dile getiren Akmaz, "Bu veriler, merkezde belirli kalite kontrol sürecinden geçiriliyor ve Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı sitesinde anlık olarak yayınlanmasını sağlayan istasyonlar bazında hava kalitesi veri analizi yapılıyor." diye konuştu.

Evsel ısınmadan kaynaklı emisyon miktarının hesaplanması için kömür ve doğal gaz verilerini kullandıklarını bildiren Akmaz, kentsel dönüşümün olduğu yerlerde doğal gazın binalarda zorunlu tutulması gerektiğini söyledi.

"Akciğer hastalıklarının temelinde hava kirliliği var"
Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Metin Özkan da Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ), her yıl 9 milyon insanın ölümüne neden olan hava kirliliğini "görünmez katil" olarak tanımladığını anımsatarak, akciğer hastalıklarının temelinde hava kirliliğinin yattığını ifade etti.

Hava kirliliğinin insan sağlığını birçok yönden olumsuz etkilediğine dikkati çeken Özkan, KOAH, astım, tekrarlayan bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının yanında kanser, alzaymır, inme gibi rahatsızlıklarda da kirli havanın önemli rol oynadığını aktardı.

Özkan, ayrıca bronşlardaki temizleme mekanizmasını ortadan kaldıran hava kirliliğinin, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) de akciğerlere inmesini kolaylaştırabileceğine işaret ederek, "Dizel araçların sınırlandırılması, enerji kaybının önlenmesi, yenilenebilir temiz enerjinin kullanılması ve yatay kentleşmenin planlanması hava kirliliğine karşı alınması gereken tedbirler arasında." diye konuştu.

25 Ocak 2021 Pazartesi

Akkuyu Nükleer: Santralin 100 kilometre yakınında diri fay hattı bulunmuyor

 Akkuyu Nükleer AŞ, "Sismik olayların meydana gelmesi olasılığının çok düşük olmasına rağmen nükleer güç santrali 9 büyüklüğündeki deprem dahil olmak üzere her türlü dış etkilere dayanabilecek şekilde tasarlanmıştır." açıklamasında bulundu.

Mersin'de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santralinin (NGS) inşaat sahasının etrafında 100 kilometrelik yarıçaplı alanda herhangi bir diri fay hattı bulunmadığı bildirildi.


Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamada, nükleer santral inşaatına ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla projeyle ilgili doğru bilgilerin paylaşılmasına gerek duyulduğu ifade edildi.


Türkiye'de ayrıntılı diri fay hattı çalışmasının Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı belirtilen açıklamada, "Bu çalışmaya göre Türkiye’de bulunan tüm sismik fay hatları bilinmektedir. Bu çerçevede, Akkuyu sahasının etrafında 100 kilometrelik yarıçaplı alanda herhangi bir diri fay hattı bulunmamaktadır. Ecemiş fay hattı ise ölü fay hattı olup, Akkuyu sahasına 160 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Sismik olayların meydana gelmesi olasılığının çok düşük olmasına rağmen nükleer güç santrali 9 büyüklüğündeki deprem dahil olmak üzere her türlü dış etkilere dayanabilecek şekilde tasarlanmıştır." ifadelerine yer verildi.


ÇEVRENİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Açıklamada, proje tamamlandığında Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unun karbondioksit emisyonu yapmadan enerji üretimi için en verimli enerji kaynağı olan nükleer enerji ile karşılanacağı belirtildi.


Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında Akdeniz foklarına yönelik bir araştırmanın gerçekleştirildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi.


"Çalışma ÇED raporu ile birlikte ilgili kurumlara sunulmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarına göre projenin Akdeniz Foklarının yaşama ve üreme alanlarında herhangi bir olumsuz etkisi olmayacaktır. Projenin inşaat faaliyetleri süresince deniz ekolojisi izleme çalışmaları gerçekleştirilecektir. Ayrıca, Caretta Caretta deniz kaplumbağaları yumurtalarını Göksu Deltasına bırakmaktadır. Göksu Deltası proje sahasına 36 kilometre uzaklıkta bulunmakta olup, projenin etki alanı dışındadır. Santralin işletme aşamasında ise yine biyolojik izleme sistemi çerçevesinde izleme faaliyetleri devam edecektir."


Açıklamada ayrıca proje kapsamında nükleer santralde üretilecek elektriğin yüzde 50'sinin kilovatsaat başına 12,35 dolar/cent ortalama fiyatla 15 yıl süreyle Elektrik Üretim AŞ'ye satılacağı bilgisi hatırlatıldı.


Atatürk Barajı 2020'de ekonomiye 7,2 milyar kilovatsaat enerjiyle katkı sağladı

 Türkiye'nin en büyük barajı olan Atatürk Barajı, 2020 yılında ürettiği 7,2 milyar kilovatsaat enerjiyle ülke ekonomisine katkı sağladı.

Fırat Nehri üzerinde yapımına 1983 yılında başlanan ve 1990'da tamamlanan Atatürk Barajı, 1992 yılında enerji üretimine geçti. Atatürk Barajı, yaklaşık 49 milyar metreküp su depolama hacmiyle dünyanın sayılı barajları arasında yer alıyor.


Türkiye'deki hidroelektrik santrallerinde (HES) üretilen enerjinin yüzde 20'sini tek başına karşılayan Atatürk Barajı, 2 bin 400 megavat güce sahip 8 türbinle yaklaşık 30 yıldır kesintisiz enerji üretiyor. Yetkililer, Atatürk Barajı'nda üretilen elektrikle 2020 yılında yaklaşık 2 milyon kişinin enerji tüketiminin karşılandığını belirtti.


ATATÜRK BARAJI ÖNEMLİ BİR ENERJİ ÜSSÜ


Atatürk Barajı HES İşletme Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erdoğan Hanol, AA muhabirine, Atatürk Barajı'nın ülkenin önemli bir enerji üretim üssü olduğunu söyledi. Atatürk Barajı HES'in ilk olarak 1992 yılında 2 türbin ile işletmeye açıldığını belirten Hanol, "Atatürk Barajı bugüne kadar 196,8 milyar kilovatsaat enerji üretmiştir. 3,6 milyar dolara mal olan Atatürk Barajı ve HES'inin ülke ekonomisine katkısı 2015 yılına kadar 15 milyar dolar olup, Türk lirası karşılığı da 111 milyar liraya ulaşmıştır. Atatürk Barajı ilk 5 yılında kendini amorti ettikten sonra ülke ekonomisine katkı sunmaya devam etmiştir." diye konuştu.


"ÜRETİLEN ENERJİ HERKESİN KULLANIMINA SUNULUYOR"

Barajda her biri 300 megavat gücünde 8 ünitede enerji üretimi yapıldığını dile getiren Hanol, baraj rezervuarındaki su seviyesinin elektrik üretimine uygun olduğunu ve herhangi bir sorun bulunmadığını ifade etti. Barajın 2020 yılında da aktif olarak enerji üretimi yaptığını söyleyen Hanol, "Geçen yıl toplam enerji üretimimiz 7,2 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Burada üretilen enerji, şalt sahasına iletilerek ülkeye dağılan şebekeler vasıtasıyla herkesin kullanımına sunulmaktadır." dedi. 


24 Ocak 2021 Pazar

Yenilenebilir enerji ön plana çıkacak: İşte beklentiler

 yine yenilenebilir enerji ön plana çıkacak.


ÖZLEM BAY YILMAZ

obay@ekonomist.com.tr


27 Aralık 2020 – 10 Ocak 2021 tarihli sayıdan 


2012’de kurulu güç için 2,5 milyar dolar, elektrik iletim ve dağıtımı alanında ise 1,5 milyar dolar yatırım öngörülüyor. 2019 sonu itibarıyla Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 91 bin 267 MW iken 2020’nin 11 ayında 3 bin 534 MW artışla Kasım 2020 sonunda kurulu güç 94 bin 801 MW’a ulaştı.


Kapasite artışının tamamına yakını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı. Yılın 11 ayında yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış yaklaşık 3 bin 800 MW olarak gerçekleşti.


Kasım 2020’de toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 50,8’e ulaştı. 2020 yılının 11 ayında devreye alınan, toplam kurulu gücü 3 bin 875 MW olan santrallerin toplam yatırım tutarı 5-6 milyar dolar seviyelerinde.


KURULU GÜÇ HEDEFİ

2021’de tamamlanması beklenen projelerle birlikte kurulu gücün yalaşık 97 bin MW’a çıkacağı öngörülüyor. Devreye girmesi beklenen 2 bin 100 MW’lık kurulu gücün yatırım büyüklüğü ise yaklaşık 2,5 milyar dolar.


Elektrik dağıtım şirketlerinin güncellenen yatırım planları ile birlikte elektrik iletim ve dağıtımı alanında yapılacak yatırımların da 1,5 milyar dolar seviyesinde olacağı öngörülüyor.


Türkiye’de son yıllarda elektrik kurulu güç artışına rağmen tüketimin beklenen seviyelerde gerçekleşmemesi ile bir arz fazlası durumu ortaya çıktı.


Bunun da yatırımların ağırlıklı olarak sağlanan teşvik ve alım garantileri sebebiyle yenilenebilir enerji alanına odaklanmasını sağladığını belirten Deloitte Enerji, Doğal Kaynaklar ve Endüstri Ürünleri Lideri Elif Düşmez Tek, “2021’de de öncelikli olarak YEKDEM mekanizmasının uzatılan tarihine yetişmeye çalışan santraller olmak üzere kurulu güç artışında yenilenebilir enerjinin ön planda olacağını söylemek mümkün.


Diğer taraftan YEKA modeli ile yeni güneş santrali projelerinin netleşmesi de bekleniyor. Ayrıca tarifeleri 2020’de belirlenen elektrik dağıtım şirketlerinin de yatırımlarına hız vererek devam etmeleri bekleniyor” diye anlatıyor. Öte yandan ‘yeşil sertifika’ piyasasının da 2021’in haziran ayı itibarıyla devreye alınması planlanıyor.


KONTRATLARIN AKIBETİ

KPMG Elektrik ve Altyapı Sektör Lideri Erman Durmaz da “2021’de sona erecek olan beş adet uzun vadeli doğal gaz alım kontratının akıbeti, Sakarya Gaz Sahası’ndaki gazın çıkarılmasına yönelik çalışmalar, Akdeniz’de devam eden arama faaliyetleri, 2021’de işleme açılması planlanan Vadeli Doğal Gaz Piyasası’nın etkileri önümüzdeki yıl enerji sektöründe yakından takip edilecek konular” diye anlatıyor.


ERKAN BAYKUŞ EY TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ LİDERİ

”5 BİN KİŞİLİK İSTİHDAM BEKLENEBİLİR”

“Elektrik üretim sektöründe yaklaşık 9 bin 200 santral faaliyet halinde. Bunlarda yaklaşık 130 bin kişi istihdam ediliyor. TEİAŞ, termik santrallere ait maden işletmeleri, gaz tedarik ve elektrik dağıtım sektörleri de düşünüldüğünde toplam rakam 300 binlerin üzerinde. 2021’de sektörde yaklaşık 5 bin kişilik ek istihdam bekleyebiliriz.”




20 Ocak 2021 Çarşamba

Bakan Varank açıkladı: Akkuyu 2023'te elektrik üretmeye başlayacak

 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin 2023'te elektrik üretmeye başlayacağını belirtti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Mersin Valisi Ali İhsan Su ile birlikte yapımı devam eden ve Türkiye'nin ilk nükleer tesisi olma özelliği taşıyan Akkuyu NGS inşaatında incelemelerde bulundu.

TÜRKİYE'NİN 60 YILLIK HAYALİ

Bakan Varank burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Burası Türkiye’nin 60 yıllık hayali. Bu yerin lisansı 1976 yılında verilmiş ama o tarihten bu tarihe kadar burada bir nükleer santral yapılamamış. O da bizim iktidarımıza, Sayın Cumhurbaşkanımıza nasip oldu. Burası 10 kilometre karelik bir alan. 4 bin 800 megavat gücüne sahip, 4 reaktörden oluşan Türkiye’nin ilk nükleer santralinin inşaatı devam ediyor. Santralin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nı ilgilendiren önemli noktaları var. Bunların başında yerlileşme konusu geliyor. Biz burada sadece bir santral inşa edilmesini elbette arzu etmiyoruz. Santral ile birlikte acaba Türk sanayisi neler kazanabilir, yerli tedarikçiler nasıl geliştirilebilir, yerli katma değer nasıl arttırabiliriz onunla ilgili sıkı bir çalışma yapıyoruz. Burada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Fatih Dönmez’in olağanüstü bir hassasiyeti var. Bugün de arkadaşlarla bunu değerlendirdik. Acaba burada kabiliyeti kazanacak yerli tedarikçileri Rosatom başka projelerinde değerlendirebilir mi? Burada kabiliyet kazanan firmalarımız hem buraya tedarikçi olup hem dünyaya mal satabilir mi? Buradaki iş gücünün eğitim ile nasıl kendi ş gücümüzü nükleer konusunda nasıl daha ileri noktalara götürebileceğimizin değerlendirmelerini yaptık."

2023'TE BAŞLANACAK

2023 yılında ilk reaktör'ün devreye alınacağını belirten Varank, "Eğer dünyanın ilk 10 ekonomisi olma hedefini gözetiyorsanız, mutlaka nükleer enerjiye ihtiyacınız var ama bundan daha da önemlisi, nükleer teknolojilerin sanayinin alt alanlarında gerçekleştirdiği etkileşim çok değerli. Burada kazandığınız kabiliyetler sizin sanayinize çağ atlatabilir. Çığır açıcı teknolojilerde gelişmek istiyorsanız mutlaka nükleer teknolojilerde kabiliyet kazanmanız gerekiyor. İnşallah 2023’ün sonunda ilk reaktör devreye alınacak ve burada elektrik üretilmeye başlayacak. Türkiye’nin önümüzdeki dönemlere dönük yeni nükleer santral projeler de var, bunları da değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye, Avrupa’nın enerji haritasında kilit konumda

 Türk Akımı ve Azerbaycan’ın Şahdeniz 2 yatağındaki doğalgazın, TANAP ve onun devamı olan Trans-Adriyatik Boru Hattı ile Avrupa pazarına ulaştırılması Avrasya'nın enerji haritasını etkileyebilecek önemde gelişmeler.

Geçen yılın sonunda ve 2021’in başında enerji alanında önemli gelişmeler yaşandı. Ancak bu gelişmeler, Azerbaycan’ın Ermenistan’ın işgali altında bulunan topraklarını kurtarma süreci (II. Karabağ Savaşı), ABD’deki Başkanlık seçimleri dolayısıyla yaşanan olaylar ve yeni tip korona virüsle (Kovid-19) mücadele gibi konuların gölgesinde kaldı. Peki, önümüzdeki dönemde Avrasya’nın enerji haritasını etkileyebilecek bu gelişmeler nelerdi?

1 Ocak 2021 tarihinde Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç Sırbistan’ın Türk Akımı’nın Balkan kolu olan Balkan Akımı’ndan Rus gazını almaya başladığını açıkladı. Böylece Bulgaristan’ın Türk Akımı üzerinden Rus gazını 1 Ocak 2020’den itibaren almaya başlamasından tam bir yıl sonra Sırbistan da bu hattan Rus gazını almış oldu; hatta bu hat, Sırbistan üzerinden Macaristan’a kadar uzatıldı. Her sene Türk Akımı’ndan Balkan koluna 15,8 milyar metreküp Rus gazı aktarılacak. Bulgaristan’ın yanı sıra Yunanistan ve Kuzey Makedonya da bu hattan 2020 yılında gaz almaya başladılar, ilkbahar 2021’de ise Macaristan, ardından da Slovakya gaz alacak. Bu hattan Bulgaristan yılda 3,5 milyar metreküp, Sırbistan 2,5 milyar metreküp, Macaristan 6 milyar metreküp, Avusturya 3,75 milyar metreküp gaz kullanacak. Dolayısıyla Rusya’nın mevcut boru hatlarının yanı sıra Türk Akımı üzerinden de Avrupa’ya gaz ihracatını başlatması, Rusya’nın arasının bozuk olduğu ve bundan dolayı enerji alanında aralarında sıkça sorunun yaşandığı Ukrayna’ya transit konusunda bağlılığını azaltacak.

Balkan ülkelerinin hatta Avusturya’nın bu projeye dâhil olmalarının sebebi; hem Avrupa Birliği’nin (AB), ABD’nin Rus gazına alternatif arayışı konusundaki baskısına rağmen pek bir sonuç elde edememesi hem de bu hattan gelen gazın Ukrayna üzerinden gelen gazın fiyatına kıyasla daha ucuz olmasıdır. Örneğin Sırbistan, Ukrayna üzerinden gelen bin metreküp gaz için yaklaşık 240 dolar öderken, bu hattan gelecek gazın fiyatı 170 dolar. Dolayısıyla Türk Akımı’nın Balkanlara gaz akışını sağlamaya başlaması, hem projenin iki önemli ayağını oluşturan Rusya ile Türkiye’nin hem de bu hattan doğalgaz ihtiyacını karşılayacak Balkan ülkelerinin çıkarına olduğu görülüyor.

Azerbaycan doğalgazı doğrudan hatla ilk kez Avrupa'da

1 Ocak 2021’de Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir başka gelişme daha yaşandı. Türk Akımı’nın Balkan kolu ile aynı gün Avrupa’ya bir başka hattan daha gaz akımı başlatıldı. Azerbaycan’ın Şahdeniz 2 yatağındaki doğalgaz, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve onun devamı olan Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile Avrupa pazarına ulaştırıldı. Bu iki boru hattı 30 Kasım günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılımıyla düzenlenen törende birbirine bağlanmıştı. Böylece tarihte ilk kez Azerbaycan gazı direkt bir boru hattıyla Avrupa’ya taşınmış oldu.

Azerbaycan bu hatla Yunanistan, Arnavutluk ve Adriyatik denizinin altından geçen hatla İtalya’ya toplamda yılda 10 milyar metre küp gaz ihraç edecek. Boru hattının kapasitesi yıllık 20 milyar metreküpe kadar çıkarılabilecek. Türkiye ise TANAP’tan kendi ihtiyaçları için de ayrıca 6 milyar metreküp gaz alacak. Bu projenin hayata geçmesi hem Azerbaycan açısından hem de Türkiye açısından büyük önem arz ediyor. Türkiye bir taraftan doğalgaz ithalatında Rusya’ya olan bağımlılığını azaltırken ve enerji tedarikçilerini artırırken (ki 2020 yılının ilk yarısında Rusya, Türkiye’nin ithalatında 5. sıraya kadar düşmüştü), diğer taraftan da topraklarından geçen boru hatları sayesinde Avrupa’nın enerji güvenliği konusunda da kilit konuma geliyor. Bunun şüphesiz Türkiye’ye maddi kazançları olacağı gibi bu husus, AB ile münasebetlerde de Ankara’nın elini kuvvetlendirecektir.

Azerbaycan gazının boru hattıyla Avrupa’ya ulaştırılması, bir ilk olması açısından da taraflara Rusya ile fiyat konusunda pazarlık yapma şansı tanıması bakımından da hiç şüphesiz önemli. Ancak kısa ve orta vadede Rusya’nın Avrupa’daki enerji hâkimiyetinin devam edeceğini de söyleyebiliriz. TAP’ın kapasitesi maksimum seviyeye çıkartıldığı takdirde bile bu miktar, Rus devi Gazprom’un birkaç boru hattıyla ihraç ettiği toplam gazın ancak yüzde 10’unu oluşturacaktır. Örneğin 2019 yılında Rusya, Türkiye dâhil Avrupa’ya 200 milyar metre küp gaz ihraç etti. Kovid-19’un ekonomiyi olumsuz etkilemesi, son yıllarda genel küresel ısınmanın artarak devam etmesi, önceki yıllarda muhtemel krizler karşısında Avrupa ülkelerinin yeraltı gaz depolarını doldurması, ülkelerin bir kısmının sıkıştırılmış gaz kullanımını artırması gibi faktörler, 2020’de söz konusu miktarın azalmasına neden olsa da gerek TAP gerekse de Türk Akımı’nın Balkan koluna olan ilgi, önümüzdeki yıllarda boru hatlarıyla ithal edilecek gazın miktarının yine artacağına işaret ediyor. Kaldı ki 2020’de sıkıştırılmış gaz ithalatı da azaldı ve önümüzdeki yıllarda daha da azalacağı öngörülüyor. Bundan dolayıdır ki Moskova, bazı olumsuz istatistiklere rağmen son yıllarda adı geçen projelerin dışında 55 milyar metre küp kapasiteli Kuzey Akım-2 projesinin de hayata geçirilmesi üzerinde çalışmalarını devam ettiriyor.

ABD'nin enerji politikasının açmazları

Rusya ile Almanya’yı Baltık denizinin altından bağlayacak boru hattının büyük kısmı tamamlanmış olmasına rağmen başta Avrupa pazarına kendi sıkıştırılmış gazını satmak isteyen ABD, transit konumunu daha fazla kaybetmek istemeyen Ukrayna ve birkaç ülke daha bu projeye karşı çıkıyorlar. Özellikle ABD’nin Kuzey Akım-2 projesinde yer alacak Avrupalı şirketlere yaptırım uygulayacağını açıklaması, projenin tamamlanmasını geciktiriyor. Ancak bir taraftan başta Almanya olmak üzere projenin hayata geçirilmesi taraftarlarının da fazla olması, diğer taraftan ABD’de son günlerde yaşanan gelişmelerin bundan sonra ABD’nin sözünün tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da daha az dinleneceğine işaret etmesi Kuzey Akım-2’nin de er ya da geç tamamlanacağını gösteriyor.

Görüldüğü gibi enerji alanındaki hamleler, ülkelerin dış politikalarının boyutlarından birini oluşturuyor. Rusya ile ABD arasında siyasi alandaki sorunlar kendisini enerji alanında da gösteriyor. Taraflar arasında bölgesel rekabetler yaşandığı gibi enerji ve silah pazarındaki paylarını artırma mücadelesi de dikkat çekiyor. Tıpkı siyasi alanda olduğu gibi ABD bu rekabet çerçevesinde AB’yi kendi tarafına çekmek istese de bu konuda pek başarılı olamıyor. Alternatif boru hatlarının olmaması, ABD’nin Avrupa ülkelerine satmak istediği sıkıştırılmış gazın pahalı olması ve her ülkenin bunun için gereken altyapıya sahip olmaması, söz konusu başarısızlığın başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Nitekim ABD’nin Avrupa’daki en yakın müttefikleri dahi Rusya’dan gaz ithal etmeye devam ediyorlar.

Rusya ile ABD arasında bu mücadele sürerken Azerbaycan’ın gazını Avrupa’ya ulaştırması son derece sevindirici bir gelişme. Bu husus, Azerbaycan’ın 44 gün süren savaşta Ermenistan işgali altında bulunan topraklarını kurtarması ile birlikte değerlendirildiğinde Azerbaycan’ın bağımsızlığının 30. yıldönümünde kat ettiği mesafe daha net anlaşılacaktır. Ankara ile Bakü, Azerbaycan tarihi açısından büyük önem arz eden bu iki süreçte de birlikte hareket ettiler ve bu birlikteliğin ne tür başarılara yol açtığını tüm dünyaya göstermiş oldular. (AA için makaleyi hazırlayan: Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu - Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi)

CW Enerji sektörün Ar-Ge merkezi oldu

 Türkiye’nin ve Avrupa’nın önde gelen GES firması CW Enerji Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan ise GES ile 1999 yılında tanıştığını ve bu sistemleri 2009’da Antalya’da üretmeye başladıklarını belirtti. 2016’da 59 milyon lira, 2017’de 430 milyon lira ve 2018’de de 500 milyon liranın üzerinde ciro yaptıklarını anlatan Sarvan, Türkiye’de yüzde 27 pazar payına sahip olduklarını kaydetti. Sarvan şöyle devam etti: “Bizim eğittiğimiz insanlar da bizden mal almaya başladı. 2017-2018 yıllarında ilk 500’e girdim. 2018 yılında ikinci 500’e girdim. CW, enerji sektöründe Ar-Ge merkezi oldu. Çok fazla inovatif ürün üretiyoruz. Bugün CW enerji ürünleri dünyanın en iyi panelleri arasında. Ürüne de 25 yıl verimlilik garantisi sunuyoruz.”

https://cw-enerji.com/



19 Ocak 2021 Salı

Sunvital, Türkiye’nin en büyük çatı üstü güneş santrallerinden birini kurdu

 Sunvital Enerji'nin, Çankırı’da Gelal Çorap fabrikası çatısına 5.034 kWp gücünde güneş enerji santrali kurarak, Avrupa’nın ve Türkiye'nin en büyük çatı GES projelerinden birini gerçekleştirdiği bildirildi.


Proje'nin ayrıca, 100 yıllık Alman firması olan Viessmann’ın, Avrupa’da çatı üzerinde kurulmuş en büyük çatı GES projesi olduğu da ifade edildi.


Kurulumu 2020 yılının son çeyreğinde tamamlanan projede Sunvital Enerji olarak proje geliştirme, mühendislik hizmetleri, kurulum ve devreye alma işlerini gerçekleştirdiklerini anlatan Sunvital Enerji Mali İşler Direktör Murat Kılıç, dört etaplı projenin detaylarından da bahsederek, "İlk 2 etabının şebekeye entegrasyonu 2019 senesinde tamamlanan projenin, diğer 2 etabı 2020 senesinde devreye alınmıştır. Bu yatırımla LEED Platinium sertifikası almaya hak kazanan Gelal Çorap firması sadece şirket ekonomisine değil, aynı zamanda ülke ekonomisine de önemli katkı sağlamıştır. 31 bin 200 metrekare uygulama alanı kullanılarak 15.793 adet fotovoltaik panel montajı yapılan projede 5.034 kWp kurulu güce ulaşılmıştır. Böylece proje, Türkiye’nin en büyük çatı üstü güneş santrallerinden biri olmuştur. Yıllık toplamda 6.115.000 kWh enerji üretiminin gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu üretim ile birlikte yılda 245.000 adet ağacın tüketimine eşdeğer 2.700.000 kg CO2 salımının önüne geçilmiş olacaktır." dedi.


Murat Kılıç, 2020 yılında toplamda 15 MW'lık çatı projesi gerçekleştirdiklerinin bilgisini vererek, Verim Gıda (Matlı A.Ş.), Elyaf Tekstil, Kestel OSB Müdürlüğü, Aleran Tekstil, Elatek Kauçuk projelerinin de 2020 yılında öne çıktığını kaydetti. 2021 yılında da Matlı AŞ.'nin üç tesisine daha çatı projesi gerçekleştireceklerini ve şu ana kadar yapılan anlaşmalarla 2021'in ilk yarısının iş hacmini oluşturduklarını belirtti. Kılıç, mevcut istihdamın 11 kişi olduğunu, proje bazlı 15'in üzerine çıkabildiklerinin bilgisini verdi.


"Pandemi yılı sanayiyi yenilenebilir enerji yatırımlarına yöneltti"


Pandemi yılında enerji maliyetlerindeki artış ve güneş panelleri fiyatlarında görülen son yıllardaki düşüşün, özellikle sanayii kesimini yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelttiğini söyleyen Murat Kılıç, küresel ısınma, çevre odaklı yatırımların da 2020 yılındaki iş hacimlerini artırdığını belirtti. Kılıç, “Tekstil, kauçuk, plastik, ambalaj sektörlerinden yüksek enerji tüketimleri nedeniyle yoğun talep alıyoruz. 4-5 yıl öncesinde GES projeleri kendini yaklaşık 12 ila 13 yılda amorti ederken, bugünkü hesaplamalara göre ortalama 4 ila 5 yılda kendini amorti edebiliyor. Bu da yatırımı cazip kılıyor.” şeklinde konuştu.


Sanayi projeleri önde gidiyor


Performanslarının yoğunluğunu sanayiye kanalize ederken aynı zamanda kırsal alan projelerine de imza attıklarını kaydeden Kılıç, iş hacimlerinin büyük bir payını çatı projelerinin aldığını söyledi. Firmanın müşteri portföyünü Bursa dışında ağırlıklı olarak Güney Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinin oluşturduğunu anlatan Kılıç, kuruldukları 2013 yılından bu yana yaklaşık 31 MWp proje tamamladıklarını bunların 8,7 MWp’i arazi 22,3 MWp çatı projesi olduğunu ifade etti. Global markalara da proje geliştirdiklerinden bahseden Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Global markalar enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, küresel ısınma, karbon emisyonu, sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik gibi konulara ayrıca önem veriyor ve işbirlikçi firmalarının da bunu önemsemesini istiyor. Dolayısıyla özellikle yenilenebilir enerjiye yönelen müşterilerimizin, üretim yaptıkları markalarla daha uzun süreli anlaşmalara gittiğini ve yeni müşteriler kazandığını öğreniyor, müşterilerimizin bizimle büyümesinden memnuniyet duyuyoruz. Bu açıdan baktığımızda Sunvital olarak bizim de orta vadede gelecekten umudumuz artıyor.” dedi.


Kılıç, öte yandan, sanayi ve hayvancılık alanlarında yürütülen çatı projelerinde bürokrasinin yoğun işlediğinden yakındı ve kurumlarla birlikte yürütülen bürokrasi işlerinin artık dijital ortama aktarılması ve süreçlerin kısaltılması gerektiğinin altını çizdi.




7 Ocak 2021 Perşembe

BOTAŞ’tan önce zam sonra sermaye artışı

 BOTAŞ, 1 Ocak’tan itibaren geçerli olarak doğal gaza yüzde 1 oranında zam yaptı. BOTAŞ, zam kararından önce ise 5 milyar 625 milyon lira olan sermayesini, 14 milyar 357 milyon liraya çıkardı. Bu ne anlama geliyor?

Türkiye’de, bir yılda ortalama doğal gaz tüketimi 45-50 milyar metreküp dolayında. Türkiye, bu ihtiyacının hemen hemen tamamını ithal ediyor. Boru hatlar ile Rusya, İran ve Azerbaycan’dan üzerinden uzun dönemli sözleşmelerle satın alınan doğal gaz ve ABD, Katar, Cezayir ile Nijerya’dan da sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal ediliyor.

Doğal gaz alım satım sözleşmelerinde bulunan maddeye göre gaz fiyatı, petrol ve türevlerinde yaşanan fiyat değişimlerine bağlı olarak üçer aylık dönemlerde yenileniyor. Brent petrol ve türevlerinde yaşanan fiyat hareketleri, gaz ithalat sözleşmesindeki alım fiyatlarını 6-9 aylık gecikme ile etkiliyor. 

ZARAR YAZDI

Habertürk'ten Olcay Aydilek haberine göre, BOTAŞ, yıllardır izlediği fiyat tarifesi politikası gereğince öncelikle konutların kullandığı doğal gazı, aldığı yani ithal ettiği fiyatın altından satıyor. Konutların yanı sıra sanayi ve ticarethaneleri de belli dönemlerde sübvanse ediyor. BOTAŞ’ın, finansman ihtiyacı ve yükü bu şekilde artıyor. 2018 yılı Ağustos ayında yaşanan kur krizi ise BOTAŞ’ın mali tablolarına ekstra yük getirmişti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, 2019 yılı kamu işletmeleri raporuna göre BOTAŞ, 2019'da 5 milyar 613 milyon TL zarar etti. Raporda, BOTAŞ’ın 2019 yılını yüksek finansman giderleri sonucunda 5.6 milyar TL dönem zararı ile kapattığı belirtildi.

2017'de 3.3 milyar TL net kâr açıklayan BOTAŞ, 2018'de de 2.5 milyar TL zarar etmişti.

2020 YILI NASIL GEÇTİ? 

BOTAŞ’ı ve doğal gaz sektörünü yakından takip eden kaynaklar, 2020 yılında korona virüs salgınıyla birlikte petrol fiyatlarının ve buna bağlı olarak doğal gaz ithalat maliyetlerinin gerilediğine işaret etti.

Kaynaklar, bunun BOTAŞ’a finansman yönünden kısmi de olsa nefes aldırdığını kaydetti. Buna karşın BOTAŞ’ın 2020 yılında da bir miktar zararının söz konusu olabileceği görüşü öne sürüldü.

SERMAYE ARTIŞI

BOTAŞ, 2021 yılını yüzde 1’lik sürpriz zamla açtı. 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere gaz satış fiyatı yüzde 1 arttı. BOTAŞ, zam kararından önce de sermayesiyle ilgili kritik bir adım attı.

Şirket, 5 milyar 625 milyon lira olan sermayesini, 14 milyar 357 milyon liraya yükseltti. Bu adım, 29 Aralık tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer aldı.

Sektör kaynakları, bu adımı şöyle yorumladı: “BOTAŞ’ın bu adımı zarara dayalı sermaye kaybı nedeniyle attığı söylenebilir. Özeller dahil benzer durumdaki diğer şirketlerin de bu yönde girişimleri olacaktır.”

1 Ocak 2021 Cuma

Filyos Limanı Türkiye'nin yeni enerji üssü olacak

 Filyos Limanı, Türkiye'nin ilk yerli sondaj gemisi Fatih'in keşfettiği 405 milyar metreküplük doğal gaz rezervinin burada karaya çıkarılacak olması sayesinde ülkenin yeni enerji üssü olacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in, Türkiye'nin ilk yerli sondaj gemisi Fatih'in keşfettiği 405 milyar metreküplük doğal gaz rezervinin Filyos'ta karaya çıkacağını açıklaması, kentte heyecanla karşılandı.

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakan Dönmez'in açıklamasından mutluluk duyduklarını ifade etti.

2020 yılının yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınının ekonomik yansımaları bakımından zor bir yıl olduğunu belirten Demir, yerinde ve zamanında alınan tedbirlerle devlet, özel sektör ve vatandaşların bu yılı en az zararla atlatma gayretinde olduklarını söyledi.

Ülkede ekonomik faaliyetlerin devam ettiğini, yılın ülkenin geleceğine olan güveni pekiştiren en iyi haberini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından aldıklarını dile getiren Demir, Zonguldak açıklarında keşfedilen 405 milyar metreküplük doğal gaz rezervinin ülke açısından ve stratejik bakımdan çok önemli bir keşif olduğunu vurguladı.

Demir, "Zonguldak, taş kömürüyle Türkiye'nin sanayi devriminin gerçekleştirilmesine, ekonomik büyümenin sağlanmasına çok önemli katkılar vermiştir. Bu defa yeni yapılan doğal gaz keşfiyle birlikte Zonguldak doğal gazıyla inşallah Türkiye ekonomisine can verecek, ülkenin kalkınmasına, gelişmesine ciddi, önemli katkılar sağlayacak." dedi.

ZONGULDAK EKONOMİSİNE CİDDİ KATKILARI OLACAK

Doğal gaz rezervinin karaya çıkarılması noktasında keşfin yapıldığı ilk günden itibaren bir iki alternatif üzerinde durulduğunu belirten Demir, şöyle devam etti:

"Burada biz Zonguldak'ın ve Filyos'un en güçlü adaylardan olduğu fikrimizi beyan etmiştik. Sağ olsun sayın bakanımız bu alanda Zonguldaklılara yılın son güzel müjdesini vermiş oldu. Bizim 25 milyon tonluk dev bir limanımız faaliyete geçme aşamasına zaten gelmişti. 25 milyon tonluk limanımızın hemen arkasında da endüstri bölgesi 6 bin dekarlık büyükçe bir alanımız vardı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın, Zonguldak açıklarında keşfedilen gazın karaya çıkış, rafinaj ve ana şebekeye bağlanma noktası olarak Filyos'u tercih etmesinden ziyadesiyle mutluluk duyuyoruz. Bu doğal gazın karaya bağlantı noktasında muhakkak kurulacak rafinaj tesisleri, buna bağlı gelişecek yan sanayiyle birlikte Zonguldak'taki yerel ekonomimize de ciddi katkıların geleceğini öngörüyoruz."

"İNŞALLAH DAHA İYİ OLUR"

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil de kentte uzun yıllardır kömür üretimi gerçekleştirildiğini ve kömürle özdeşleştirilen bir şehir olduklarını dile getirerek, bölgede doğal gazın da bulunmasının kent için ayrı bir mutluluk olduğunu ifade etti.

Kentin bunu hak ettiğini söyleyen Yeşil, "Kent için yapılması gereken ne varsa halk olarak, sivil toplumlar, sendikalar, iktidarı ve muhalefetiyle hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor. Bakanımızın Zonguldak için söyledikleri bizleri memnun etti, biz mutluyuz, inşallah daha iyi olur." dedi.

Kent sakinlerinden Sevgi Tan, doğal gaz rezervinin Filyos'ta karaya çıkarılacak olmasının kente özellikle istihdam açısından avantaj sağlayacağını belirterek, "Bu haber kent için çok güzel oldu. Kent yalnızca kömür üretimiyle değil, doğal gazla da anılacak. Buranın gelişmesi bakımından çok önemli." diye konuştu.

Vural Tuncer de Zonguldak için avantaj olan bu durumun ilin özellikle istihdam açısından "göç veren kent" durumundan uzaklaşmasını sağlayacağını kaydetti.

Yeşil enerji fiyatlarına da 2021 ayarı

 EPDK'nın Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre yeşil enerji bedeli kilovatsaat başına 75.75 kuruş olarak belirlendi

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) belirlediği yeşil tarifeyi seçen tüketicilere, görevli tedarik şirketleri tarafından 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren uygulanacak yeni enerji bedeli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Buna göre, EPDK tarafından onaylanan ve 1 Ocak'tan itibaren geçerli olacak vergi, fon ve pay hariç yeşil enerji bedeli, iletim sistemi kullanıcıları için kilovatsaat başına 75,75 kuruş olarak belirlendi. Görevli tedarik şirketinden enerji alan tüketicilerin yeşil enerji bedeli de dağıtım bedeli hariç kilovatsaat başına 75,75 kuruş olarak hesaplandı.

Yeşil enerji ve dağıtım bedelinin kilovatsaat fiyatı, alçak gerilim, orta gerilim, tek terimli, çift terimli olmasına, sanayi, ticarethane, mesken, tarımsal sulama ve aydınlatmada kullanılmasına göre 86,63 ile 100,95 kuruş arasında farklılık gösterecek.

Ayrıca EPDK, 1 Ocak'tan itibaren dağıtım şirketleri tarafından dağıtım sistemi kullanıcılarına ve görevli tedarik şirketleri tarafından serbest olmayan tüketiciler ile serbest tüketici olmasına rağmen tedarikçisini seçmeyen ve "Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ" kapsamındaki düşük tüketimli tüketicilere uygulanacak elektrik tarife tablolarını da onayladı.