30 Ekim 2020 Cuma

İşte Türkiye'nin en ucuz enerji kaynağı

 IEEFA Enerji Finansmanı Çalışmaları Direktörü Buckley, "Güneş enerjisinin Türkiye'nin gelecek 10 yıldaki artan enerji talebini karşılamada en önemli kaynak olarak öne çıkacağını düşünüyorum" dedi

Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) Enerji Finansmanı Çalışmaları Direktörü Tim Buckley, Türkiye'nin güneş ışınım potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirterek, "Güneş, Türkiye'de hiç şüphe yok ki gelecek 5 yılda en ucuz enerji kaynağı olacak. Güneş enerjisinin Türkiye'nin gelecek 10 yıldaki artan enerji talebini karşılamada en önemli kaynak olarak öne çıkacağını düşünüyorum." dedi.


Buckley yaptığı açıklamada, yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte enerji piyasalarında finansmanın yönünün tamamen değişmeye başladığını ve iklim kriziyle mücadele edebilmek için yenilenebilir enerjiye yönelik "yatırım iştahının" artmaya devam ettiğini söyledi.


Kömür teknolojilerine yönelik finansmanın son birkaç yıldır hızla azaldığını kaydeden Buckley, finansman kuruluşlarının petrol ve gaz sektörlerine yönelik de aynı eğilimi göstermeye başladığını anlattı.


Buckley, temiz enerjiye eğilimin artmasında ve fosil kaynaklara ilişkin risk algısının değişmesinde salgının bir "katalizör" olduğunu dile getirdi.


Bu dönemde yenilenebilir enerji şirketlerinin değerinin "sektörün devleri" olan fosil yakıt şirketlerini geride bıraktığını kaydeden Buckley, şunları söyledi:


"20 yıl öncesinin en büyük enerji şirketi Exxon Mobil'in piyasa değeri şu an 140 milyar dolar değerinde ki bu rakam daha önce 500 milyar dolara kadar yükselmişti. Öte yandan, piyasa değeri 400 milyar doları bulan Tesla şu anda Exxon Mobil'den üç kat daha büyük. Bu değişim diğer pek çok şirket için de geçerli ve finansal piyasaların iklim krizini bir risk olarak fiyatladığının çok önemli bir göstergesi. Yenilenebilir enerji şirketlerinin Piyasa değeri her hafta rekor seviyeye çıkarken, petrol ve gaz şirketlerinin değeri son 10 yıldaki en düşük seviyelerde."


Güneş geleceğin enerjisi

Hindistan, Avustralya, Brezilya, Afrika, Çin, Meksika gibi ülkelerde güneş potansiyelinin yüksek olduğunu kaydeden Buckley, bu ülkelerdeki kapasite artışlarının küresel piyasanın şekillenmesinde etkili olacağını anlattı.


Buckley, geçen yıl dünyada yaklaşık 100 gigavat güneş enerjisi kapasitesinin devreye alındığını anımsatarak, Çin ve Japonya'nın açıkladığı yeni iklim hedefleriyle birlikte dünyada güneş enerjisi kapasitesinin hızla artacağını belirtti.


Son dönemde yenilenebilir enerji teknolojilerindeki maliyet düşüşünün hızla devam ettiğini ifade eden Buckley, özellikle güneşteki maliyetlerin gelecek 10 yılda yıllık bazda yüzde 10 azalacağını vurguladı.


Buckley, güneş enerjisinin bazı ülkelerde en ucuz kaynak haline geldiğini belirterek, "Türkiye'nin elektrik talebi büyüyor ve güneş enerjisindeki maliyetler giderek azalıyor. Güneş Türkiye'de hiç şüphe yok ki gelecek 5 yılda en ucuz enerji kaynağı olacak. Güneş enerjisinin Türkiye'nin gelecek 10 yıldaki artan enerji talebini karşılamada en önemli kaynak olarak öne çıkacağını düşünüyorum. Türkiye, güneş kapasitesini artırmak için fırsatları değerlendirmeli. Uluslararası yatırımcılar da daha kapsamlı bir politikayla yatırım yapmaya teşvik edilebilir." değerlendirmesinde bulundu.


26 Ekim 2020 Pazartesi

Enerjinin yeni kralı “güneş"

 Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) “Dünya Enerji Görünümü 2020” raporuna göre yenilenebilir enerji kaynakları gelecek 10 yılda dünyadaki toplam elektrik talebinin yüzde 50’sini karşılayacak. Başrolde ise güneş olacak.


Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) enerji piyasalarının gelecek 10 yılına odaklanan “Dünya Enerji Görünümü 2020” raporuna göre, enerjinin geleceğini COVID-19 şekillendirecek. IEA tarafından yapılan enerji senaryolarında başrol yenilenebilir enerjilere ait. Parlayan yıldız ise güneş enerjisi.


“Güneş enerjisi, küresel elektrik piyasalarının yeni kralı olacak” açıklamasında bulunan Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol, “Mevcut politikalar doğrultusunda değerlendirdiğimizde, güneş enerjisinin 2022 sonrasında yeni rekorlara imza atacağını söylemek yanlış olmaz. Eğer hükümetler ve yatırımcılar temiz enerjiye yönelik çabalarını artırırlarsa, güneş ve rüzgarda yaşanacak büyüme çok daha etkili olur ve iklim krizi ile mücadelede çok önemli bir yol kat edilir” yorumlarını yapıyor.


Rapora göre, 2020 yılında küresel enerji talebi yüzde 5, CO2 emisyonları yüzde 7, enerji yatırımları ise yüzde 18 oranında düşecek. Bu kapsamda, petrol talebi yüzde 8 düşüşle günlük 100 milyon varilin altında kalacak. Kömür talebi yüzde 7, doğalgaz talebi yüzde 3 ve küresel elektrik talebi de yüzde 2 gerileyecek.


Yenilenebilir enerjiler başrolde


Rapora göre, bu yıl artış gösteren tek alan yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi olacak. Destekleyici politikalar ve temiz teknoloji yatırımları ile ucuzlayan yenilenebilir enerji kaynaklarının, enerji piyasalarındaki rolünün ciddi oranda artacağını ortaya koyan rapor, küresel elektrik talebi 2030’a kadar yüzde 20 artarken, bu talep artışının yüzde 80’inin yenilenebilir enerji kaynakları tarafından karşılanacağına dikkat çekiyor.


Raporda yer alan verilere göre, yenilenebilir enerji kaynakları gelecek 10 yılda dünyadaki toplam elektrik talebinin yüzde 50’sini karşılayacak.


Bu talebin karşılanmasında en büyük payı hidroelektrik alırken, güneş en fazla büyüyen kaynak olacak. Bunu, rüzgar ve deniz üstü rüzgar santralleri izleyecek.


Büyümenin merkezinde güneş enerjisi var


Rapora göre, birçok ülkede, yeni kömür ve doğalgaz santrali yatırımlarından daha ucuz olan ve en düşük maliyetli elektrik kaynağı haline gelen güneş enerjisi, bu alandaki büyümenin merkezinde yer alacak. Bu kapsamda güneş enerjisi kapasitesinin 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 280 gigavat artış göstereceği ve ortalama yüzde 12 büyüyeceği belirtiliyor.


Yenilenebilir enerji kaynaklarının güçlü bir şekilde büyümesi ve enerji güvenliği için elektrik şebekelerine yapılacak yatırımların da artması gerektiğine dikkat çekiliyor.




Enerjinin geleceğine yönelik

DÖRT SENARYO


Pandeminin yarattığı belirsizlik karşısında, iklim hedeflerine cevap verecek dayanıklı bir enerji sisteminin tasarlanması büyük önem taşıyor. Rapor, bu kapsamda dört temel senaryoya yer veriyor. Bu senaryoların her birinde başrol, yenilenebilir enerjilere ait.


- Mevcut Politikalar Senaryosu: Mevcut enerji politikalarının devam ettiği ve COVID-19’un gelecek yıl kontrol altına alınması durumunda, küresel enerji talebi 2023 başında COVID-19 öncesi seviyesine döner.


- Gecikmeli Toparlanma Senaryosu: Salgının 2021 yılında da devam etmesi ve kontrol altına alınamaması durumunda, enerji talebindeki toparlanma 2025’i bulur.


- Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu: Temiz enerji politikalarına öncelik verilmesi ve bu alandaki yatırımların artması, Paris Anlaşması’nın belirlediği sürdürülebilir enerji hedefl erine ulaşılmasında önemli bir adım olur. Bu durumunda kamu sağlığı ve ekonomiye yönelik etkileri de son derece olumlu olacaktır.


- 2050 Net Sıfır Emisyon Senaryosu: Birçok ülke ve şirket 2050 yılında net sıfır emisyon oranına ulaşmayı hedefliyor.


Küresel petrol talebindeki büyüme çağı, on yıl içinde sona erecek


Raporda aynı zamanda, önümüzdeki yılların fosil yakıtlar için oldukça zorlu geçeceğine de yer veriyor. Bu kapsamda, kömürün küresel enerji portföyündeki payının, Sanayi Devrimi’nden sonra ilk kez 2040’ta yüzde 20’nin altına düşeceği ifade ediliyor. Rapora göre, petrol, salgının neden olduğu ekonomik belirsizliklere karşı kırılganlığını sürdürürken, doğalgaz talebinde Asya bölgesi başta olmak üzere dünya genelinde büyüme yaşanacak. Dr. Fatih Birol’un da ifade ettiği gibi; “Önümüzdeki 10 sene içinde küresel petrol talebindeki büyüme çağı sona erecek. Fakat devlet politikalarında radikal değişimler olmadığı sürece, bu düşüşün yavaş olacağı ortada. Mevcut politikalar temel alınırsa, küresel ekonomik toparlanma petrol talebini COVID-19 krizi öncesi seviyelerine çekebilir.”




Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/enerjinin-yeni-krali-gunes/485337